İpek Yolu Haber Ajansı

Algı Ötesi Tek Yönlülük






Tabiatta çok değerli ve bir o kadar da cazip sırlar bulunmaktadır. Bu sırlar bazen algılarımıza sığmayan, bazen çok ilginç, bazen de evren içinde başka istisnası olmayan tekil niteliklerde olabiliyor. Tutkulu bir meraka dönüşen bu sırlardan biri de “evrenin dışında herhangi bir şeyin var olup olmadığı” konusudur. Gerçekten evrenin dışında uzay, zaman, madde, enerji veya bilemediğimiz başka herhangi bir varlık var mıdır? Eğer hiçbir şey yoksa evren nasıl şişip genişlemektedir? Evrenin sınırları nerede bitiyor, bu sınırların dışına çıkılabilir mi, çıkılabiliyorsa evren dışarıda bize nasıl görünecektir? Yüz yıllar boyunca insanların merakla sorgulayıp araştırdığı bu soruların cevabı artık bilinmez değildir.  Ancak bazen bilmek anlamak için yeterli olmayabiliyor. Çünkü insanlık tarihi boyunca hiç kimsenin (hatta hiçbir şeyin) bir tek defa dahi tanık olmadığı bir fenomen karşısında - bilgilerimizdeki kesinlik ne düzeyde olursa olsun- algılarımız bir hayli zorlanmakta ve alışılagelmiş algılama stilimize ters düşebilmektedir. Buradaki tezatlar matematiksel denklemlerin veya bilgilerimizin yanlış olduğuna kanıt oluşturmuyor, aksine bunları anlamak için algı alışkanlıklarımızı değiştirmemiz gerektiğinin işaretlerini veriyor. Günümüzde keşfedilen yeni sırların peşinde algılarımızın bize  “olanaksız” diye kavrattığı bazı olguları yeniden sorgulayıp yeni tanıklıklar karşısında daha geniş ve toleranslı bir algılama biçimini konsolide etmemiz kaçınılmaz bir durumdur.

               Evrenin dışı konusunu da bu sıra dışı algılama biçimi doğrultusunda anlamak gerekiyor. Öncelikle evrenin dışı diye bir ifade kullanmak doğru bir ifade değildir. (bunu konunun anlaşılması için sanal olarak kullanıyoruz) Çünkü evrenin dışında katı, sıvı, buhar veya plazma olmak üzere maddeye ait hiçbir şey olmadığı gibi   uzay boşluğu dahil, zaman, enerji veya boyutlara dair herhangi başka bir şey de bulunmamaktadır. Bu yüzden evrenin dışı diye bir alan söz konusu değildir. Buna özetle mutlak yokluk diyebiliriz ama algılarımız yine eski alışkanlığı çerçevesinde yokluğu bir çeşit boşluk, enerji, katı bir madde, bir hacim, karanlık bir alan, veya bir sonsuzluk denizi şeklinde algılamayı deneyecektir. Çünkü algı ve hayallerimiz evrende var olanlarla sınırlandırılmış olduğundan evrende olmayan herhangi bir şeyi algılamamız hatta hayal bile etmemiz olanaksızdır. Bu yüzden yokluğu da geleneksel algı alışkanlıklarımızla evrende daha önce var olan herhangi bir varlığa benzetmeye çalışarak anlamayı deniyoruz. Biz (veya başka bir şey) evrenin son sınırını hiç görmediğimiz ve bu sınırı hiç aşmadığımız için bize evrenin dışı da arada bir çizgi bulunan uzayın devamı gibi gelmektedir. Oysaki evrenin dışında en, boy ve yükseklik gibi uzaya dair boyutlar  ile zaman ve zamana dair bir boyut da bulunmamaktadır. Bu nedenle evrenin dışında herhangi bir alan, kalınlık, derinlik düzlük, boşluk, karanlık, renk, hacim veya mesafeden de söz edemeyiz. Yokluk, her anlamıyla var olmama halidir. (Hal derken bu sözcük de varlığa ilişkin bir sözcüktür ve yokluğun hali diye bir şekilden de söz edilemez.) Özetle evrenin son sınırından sonra bütün her şey bitiyor ve sonrası diye bir alan kalmıyor. Bunu algılamakta ne denli zorlansak da algılarımızı buna alıştırmamız gerekiyor.

              Yokluğu bu şekilde izah ettikten sonra algılarımızı tersyüz edecek asıl çıkmaz bundan sonra geliyor. Evrenin son sınırından sonra hiçbir uzay, boşluk, alan ve hacim olmadığına göre evren şişip genişlerken nereden alan çalarak genişliyor? Uzayın ışık hızından daha hızlı, ışığın ışık hızında ve evrenin en son sınırdaki en uzak galaksilerin de ışık hızına yakın hızlarda hareket ederek evreni devasa bir hızda genişlettiğini biliyoruz. Peki bu akıl almaz hızlardaki genişleme nereden alan çalarak gerçekleşiyor? Evren derken bu gün (bu yıllar) itibariyle çapı 93 milyar ışık yılı ve çevresi 292 milyar ışık yılı büyüklüğünde olan bir küreden söz ediyoruz. Ancak geçmişteki bir zamanda bu küre şimdikinden daha küçüktü ve ondan daha eski zamanlarda da  bir önceki halinden daha küçüktü. Nihayet evren, big-bang olayı ile var edildiği 13,8 milyar yıl önceki  ilk erken dönemde (Planck zamanında) çapı bir toplu iğnenin ucundan hatta bir elektronun çapından da daha küçüktü. Planck zamanının öncesinde ise çapı sıfırdı. Yokluğun, herhangi bir boşluğu, hacmi ve alanı olmadığına göre evrenin genişleme sırasında yokluktan alan kapması da olanaksızdır. Öyleyse sıfır çaplı bir küçüklükten 93 milyar ışık yılı mesafesindeki bir çapa ulaşan evrenimiz bütün bu devasa hacmi (alanı veya boşluğu) nereden edindi?  İşte tam bu sırada algılama stilimizi yeniden dizayn etmemiz gerekiyor. Yani algılarımızı; bu genişlemenin dışarıdan hiçbir alan çalmadan tek yönlü olarak gerçekleştiğine alıştırmamız gerekiyor. Bunu algılamak gerçekten çok zordur. Bir bilye büyüklüğündeki bir balonun sürekli şişerek genişlediğini düşünün. Balon şişerken içine bir insan alacak kadar büyüyor, sonra şiştikçe bir arabayı, bir evi, bir binayı, bir şehri ve nihayet bütün dünyayı içine alabilecek kadar şişiyor. Ancak ne var ki bütün dünyayı içine alabilecek kadar şişmiş olan bu balona dışarıdan baktığınızda yine de tam olarak bir bilye kadar olduğunu görüyorsunuz. Dışarıdan hiç bir şekilde genişleyip büyümemiştir. Balon, genişlemenin tamamını, yani kazandığı alan ve hacmin tamamını kendi içinden karşılayarak tek yönlü genişlemiş ancak dışarıda yine tam olarak bir bilye kadar sabit kalmayı başarabilmiştir. Yani dışarıdan hiçbir şekilde hacim ve alan çalmamıştır. İşte evrenin genişlemesi de tam olarak böyledir. Biz içerde olanlar evrenin genişlediğini çeşitli deneylerle gözlemliyoruz ancak dışarıdaki gözlemci için evren hep aynı mıdır ? Aslında evrenin dışındaki bir gözlemci evreni hiç görmez. Evren; dışarıdaki gözlemci için her zaman ilk yaratılma anındaki planck zamanı öncesindeki sıfır hacmindedir, yani görünmemektedir. Çünkü evren; ilk yaratılma anından beri yokluktan hiçbir şekilde alan çalmamış ve dış tarafta hiç genişlememiştir. Bu da evrenin dışarıdaki bir gözlemci için hep ilk yaratılma anındaki sıfır hacminde olacağını göstermektedir. Bu durumda dışarıdaki bir gözlemci için evren hiç var olmamıştır. Yani varlık, ancak varlığın içinde vardır, yokluğun içindeki varlık var değildir. Başka bir ifade ile evrenin varlığı; varlıkta ve yoklukta olmak üzere göreli bir değer taşıyor.

              Eğer siz, evrenin dışındaki bir gözlemci olsaydınız sıfır hacimli bir noktanın içinde bu denli devasa bir evrenin ve bu evrenin içindeki dinamizmin, hakeza canlıların son derece karmaşık etkileşim içindeki müthiş devinimini asla göremeyecektiniz. Her şey, yokluktaki sonsuz  sessizlik ve sükunetten ibaret olacaktı. İşte biz ve evrenimiz evrenin dışında yoklukla eş anlamlı böyle bir sükünet içinde yok hükmünde bir sanal noktacıktan ibaretiz. Peki kaç tane böyle noktacık vardır? Yoklukta mesafeler olmadığı için bu noktalar birbirine yapışık mı yoksa başka türlü mu? Yani evrenimizin dışında daha kaç evren bulunmaktadır. Eğer başka evrenler varsa bu evrenler birbiriyle kesişir mi veya birbiriyle etkileşir mi? Bu evrenlerde de zaman, madde, uzay boşluğu ve enerji var mı, yoksa bizim bilip algılayamadığımız bunların dışında kalan daha başka varlıklarla mı donatılmıştır?

               Genişleme ile ilgili şöyle bir kuram da geliştirilebilir. Belki evrenin genişlemesi yerine biz içindeki varlıklar aynı oranlar dahilinde küçülüyoruzdur. Bu durumda da yine evrenin genişlemekte olduğunu zannederiz. Deneyler de aynı sonucu verecek. Çünkü küçüldüğümüzü hiçbir şekilde anlayamayız. Ancak ister evren genişliyor olsun ister biz küçülüyor olalım bilmemiz gereken şey mevcut evren, içindekilerle birlikte yokluktan hacim çalarak varlığını sürdürmemektedir. Balonu şişirdiğimizde balonun dışarıdan bir alan çaldığını görüyoruz. Balon, içeride gerçekleştirdiği genişleme oranında dıştan da hacim çalmaktadır. Ancak bu fizik kuralı evrenin içiyle sınırlıdır ve sadece evrenin içinde geçerli olan bir kuraldır. Evrenin şişmesi olayında ise iç kısımda gerçekleşen şişme; doğal olarak evrenin içindeki fizik kuralına tabi iken dışarıda gerçekleşmesi gereken şişme, fizik kuralına tabi değildir. Çünkü evrenin dışında herhangi bir fizik kuralı da bulunmamaktadır. Bu yüzden -ayrıca evrenin dışında herhangi bir alan olmadığından- evren, içerden şişerken dışında herhangi bir genişleme olmaksızın genişlemenin tamamını tek yönlü ve sadece içte gerçekleştirebilmektedir. Algılarımızın bunu kanıksayamamasının nedeni tartıştığımız konunun bir kısmının evrenin içini diğer bir kısmının ise evrenin dışını ilgilendirmesinden kaynaklanıyor. Biz evrenin iç kısmında gerçekleşen olayları fizik bilimi ile izah etmeye çalışırken evrenin dışındakini ise herhangi bir fizik kuralı ile izah edememekteyiz. Çünkü evrenin dışında, herhangi bir varlık söz konusu olmadığı için fizik kuralları da işlememektedir. Bu yüzden dıştan bir genişlemeden söz edemiyoruz. Fiziğin işleyişi evrenin son sınırında bitiyor ve daha ötesine geçmesine olanak yoktur. Şişme olayının evren dışında gerçekleşmemesi, orada böyle bir fizik kuralının bulunmayışından kaynaklanıyor. Biz ise fizik kurallarının olmadığı bir alana hiç tanıklık etmedik ve  algılarımız hep evrenin iç kurallarıyla şekillendi. Konuyla ilgili sezinlediğimiz anormallik evren içinde işleyen fizik kuralları ile evren dışında olmayan fizik arasındaki bölünmüşlükten kaynaklanıyor. Başka bir ifade ile konu, evrenin içini ve dışını ilgilendirirken, fizik kuralları sadece evrenin içiyle sınırlıdır. Bu yüzden evrenimiz sadece içerden ve tek yönlü olarak genişlerken, dışarıda herhangi bir genişleme gerçekleşmemektedir.

 

Z. Abidin TOPRAK

Yorumlar

Bu yazıya henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

Yorum Yaz

Diğer Yazılar

Z.ABİDİN TOPRAK

Z.ABİDİN TOPRAK

Kaçınılmazlık

13.09.2021

Kaçınılmazlık deneyden daha güçlü bir argümandır. Deney düzeneklerinde hesaba katılmayan küçük bir ayrıntı olabilir ve bu ayrıntı yüzünden deneyin sonucu farklı çıkabilir veya sonuç aynı olduğu halde neden farklı olabilir. Fakat kaçınılmazlık alternatifsiz seçenektir.  Eğer  2+X = ? diye bir soru sorulursa hem X’in değeri için sonsuz s...


Devamını Gör
Z.ABİDİN TOPRAK

Z.ABİDİN TOPRAK

SU

06.08.2021

Su, bir oksijen ve iki hidrojen elementinden oluşan kimyasal bir bileşiktir. Oksijenin yakıcı, hidrojenin de yanıcı olmasına karşın su yangın söndürücü bir özelliğe sahiptir. Tadı ve kokusu olmayan suyun rengi hafif mavidir. Bunun nedeni kırmızı dalga boylarındaki  ışığı bir miktar emmesidir.  Canlılar için su kaçınılmazdır. Bazı mikroo...


Devamını Gör
Z.ABİDİN TOPRAK

Z.ABİDİN TOPRAK

Büyüklük ve Küçüklüğü Tasarlamak

26.07.2021

Bir gün evinizin kapısını açıp içeri girdiğinizde evdeki eşyanın, olduğundan daha büyük veya daha küçük olduğunu görürseniz ne düşünürsünüz? Söz gelimi masanızdaki 30 santimetrelik cetvelin 3 metre kadar uzadığını, çamaşır makinanızın kibrit ku...


Devamını Gör
Z.ABİDİN TOPRAK

Z.ABİDİN TOPRAK

Canlılık

31.05.2021

  Eğer bir gün yürürken yol kenarında bulunan bir kaya parçasının kımıldadığını, hareket edip yürüdüğünü, sonra size dönüp gülümsediğini ve “gel” diye seslendiğini görürseniz, ya küçük dilinizi yutar ya da tabana kuvvet d...


Devamını Gör
Z.ABİDİN TOPRAK

Z.ABİDİN TOPRAK

Mesafeler

29.04.2021

               Mesafe nedir, mesafeler olmasaydı bütün her şey nasıl görünecekti, bilinen en uzun ve en kısa mesafe hangileridir, bunların arasındaki oransal ortalama ne kadardır? Bu mesa...


Devamını Gör
Z.ABİDİN TOPRAK

Z.ABİDİN TOPRAK

Her Şey Ne Kadardır? (Evrenin Miktarı)

30.03.2021

Evren beş ana varlıktan oluşuyor. Bunlar; uzay, zaman, madde, enerji  ve bilgidir. Evren 13.8 milyar yıl önce Big-Bang (Büyük Patlama) ile bir sıfır hacim içinde (yoktan) var edildi. Bu olay en b...


Devamını Gör
Z.ABİDİN TOPRAK

Z.ABİDİN TOPRAK

Kara Delikler

18.03.2021

Kara delikler birer maddedir. Kara delikleri anlamak için öncelikle maddenin nasıl oluştuğu, nasıl topaklandığı ve kütle çekim kuvvetinin uzay ve zamanı nasıl deforme ettiğini bilmek gerekiyor. Kütlesi olan her varlık kütle çekim...


Devamını Gör
Z.ABİDİN TOPRAK

Z.ABİDİN TOPRAK

Zamanda Yolculuk Yapılabilir mi?

17.02.2021

Aslında ışık ve ışık hızında yol alan enerji parçacıkları hariç diğer her şey zamanda yolculuk yaparlar. Yolculuk denince çoğu insan bunu uzayda  yapılan yolculuk olarak anlıyor. Teorik olarak yolculuk uzayda, zamanda ve ikisinde olmak üzere üç şekilde yapılabilir. Uzay veya zamanın  iki noktası  arasında alınan mesafeye yolculuk d...


Devamını Gör
Z.ABİDİN TOPRAK

Z.ABİDİN TOPRAK

İhtiyaç, Kaynak ve Bölüşüm Problemi

12.02.2021

Eğer ihtiyaçlar sınırlı ve kaynaklar sınırsız olsaydı iktisat bilimine gerek olmazdı.  Tıpkı hastalık ve ölümün olmaması halinde tıp bilimine ihtiyaç duyulmayacağı gibi. Fakat insan ihtiyaçları sonsuz, dünya kaynakları ise sınırlıdır. Bu, ihtiyaç – kaynak ilişki...


Devamını Gör
Z.ABİDİN TOPRAK

Z.ABİDİN TOPRAK

Onu nasıl hayal etmek isterdiniz?

13.01.2021

Sevdiğiniz bir insanı nasıl hayal etmek istersiniz? Fiziğini, giyimini, yaşını, karekterini, eylem, düşünce ve yaklaşımlarını nasıl tasvir edersiniz? Sözgelimi onu kusursuz görebilir veya ...


Devamını Gör
Z.ABİDİN TOPRAK

Z.ABİDİN TOPRAK

Adalet mi, İyilik mi?

27.11.2020

Adalet kavramı  iyilik veya kötülük kavramlarından daha farklı bir durumu ifade eder.  Adalet; iyilikte de kötülükte de eşit fırsatlara sahip olmayı ifade eder.  Yüce Alla...


Devamını Gör
Z.ABİDİN TOPRAK

Z.ABİDİN TOPRAK

Her Şeyin Teorisi (Sicim Kuramı)

23.11.2020

              Her şey ne demektir? Her şey bir şeyden mi yaratıldı ? Eğer böyleyse madde, enerji, zaman,...


Devamını Gör
Z.ABİDİN TOPRAK

Z.ABİDİN TOPRAK

Zaman, son yıllarda gerçekten hızla akıp gidiyor mu?

20.11.2020

Zaman, son yıllarda gerçekten hızla akıp gidiyor mu? ...


Devamını Gör
Z.ABİDİN TOPRAK

Z.ABİDİN TOPRAK

Bu Akşam Her Şey Büyüyecek

16.11.2020

Bir pazar sabahı koltuğunuza yan uzanmış sehpadan kahvenizi yudumluyorsunuz. Ancak birazdan sıra dışı bir olay gerçekleşecek. Elinizi tekrar fincana uzattığınızda fincanınızın bir tas kadar büyüdüğünü göreceksiniz. Büyük bir şaşkınlıkla elinizi çekip fincana odaklanacaksınız. Şaşkınlığınız her saniye artmaktadır, çünkü fincan her saniye düzenli ...


Devamını Gör
Z.ABİDİN TOPRAK

Z.ABİDİN TOPRAK

Kadını ve Erkeği Tasarlamak

02.11.2020

Bir erkek için kadın ne kadar caziptir? Aynı şekilde bir kadın için erkek ne kadar caziptir? Her bir soruyu muhatabına sormak daha anlamlıdır. Henüz yaratılmazdan önce erkek-dişi veya kadın ve erkek gibi iki cazip cinsiyet kimin aklına gelebilirdi? Kim bunları tasarlayıp h...


Devamını Gör
Z.ABİDİN TOPRAK

Z.ABİDİN TOPRAK

Kapılardaki Yazı

30.10.2020

Adam hayretler içindeydi. Alacaklı olduğu herkes onar dakika arayla kendisine borcunu ödemeye geliyordu. Borçluların başına saksı mı düşmüştü, yoksa gece hep beraber rüya mı görmüşlerdi?  Hiçbir umudu kalmamışken bir anda iflastan kurtulmuş ve tekrar eski zenginliğine kavuşmuştu. Art...


Devamını Gör