Gül yüzünle çiçek açmış diyorlar
Doğru mu sevdiğim sormaya geldim
Ruhuna bir melek kaçmış diyorlar
Bununla kafamı yormaya geldim
Acaba gönlünde sevgi çok mudur
Huzur- u mahşerde eşin yok mudur
Yoksa en güzele gözün tok mudur
Bu yüzden sevdaya varmaya geldim
Gelenin gidene borcu olur mu
Sevgisiz kalenin burcu olur mu
Suyu olmayınca harcı olur mu
Ben işte o harcı karmaya geldim
Kalbinde duygular aşka doğru mu
Yoksa kara sevdaya açık çağrı mı
Söyle ne geçirir yürek ağrı mı
Vuslat saatini kurmaya geldim
Ferdali diyor ki sevgiden kaçma
Çok uzak yerlere sen yelken açma
Kanatsız olmuyor boşuna uçma
Havalanma diye tutmaya geldim
Ferda Nayman
Bana seslendin biliyorum..
Benli yerler ve mısralar karşılıyor satır aralarında
Selamlığın ağırlaştırılmış kılıcı çıkmış kınından.
Hayfatın getirilerinden çok götürüleri olduğu yaşamlara yürüyoruz ayrı coğrafyalarda.
Aramızdaki mesafelerin uzağına aldanıyorsun şair.
Oysa bizler değil miyiz göğü yere, yeri de göğe çıkartan
Kim demiş beyaz siyahı örtmez diye kelimelerimizin de kalemimizin de deminde imkansızı imkana yürütmeyi bilen biz değil miyiz?
Yazıların uyağında hasretlere vuslat katan
Vuslatı mahşer eden?
Bakma şair uzak olduğuma
yüreğinin kapı aralığından
üstüne titrek ve korkak bir şefkat eli gibi uzanan papatyanım senin
Görmezden gelmeye çalışsan da
bildik tanıdık bir martı sesinden
Denizin sessiz dalgasından sabah saat 5 te sönen sokak lambalarından bakıyorum sana şair.
Senden nefret ediyorum demiştin bir keresinde.
Çünkü seni çok seviyorum.
Nefretin kadar sevginin su götürmez gerçekliğini okuyorum gözlerinde.
Uzat kanayan yüreğini yüreğime.
Nerde olduğumu göstereyim...
Kalp durağım sığınaktır gönlüne
Her fırsatta gel kapımı çalıver
Duygularım gidiyor aşkın yönüne
Yürek evim sıcacıktır kalıver
Hayatın kurgusu sevda üstüne
Ruhumun sorgusu sevda üstüne
Şiirlerin vurgusu sevda üstüne
Gel gönlüme aşk imzanı atıver
Gönül kuşum kanatlanıp uçmakta
Yar yoluna yüreğini açmakta
Çare yoktur bu sevdadan kaçmakta
Yüreğime aşk binası çatıver
Sana hazırladım sevda tahtını
Kullar yazamazmış kulun bahtını
Ama sen yine de sür aşk atını
Sevdamın yurduna ayak basıver
Gözüm görmesede har an.da seni
Ruhum hissediyor her yanda seni Seviyorum canda cananda seni
Sende biraz sevmeye gayret ediver
Bütün çiçeklerin kalbini kırdın,
Şiirleri ağlattın
Bir kibrit çakıp canını yaktın
Aşka dair ne varsa
Kül ettin
Ve bizi, bir öykü gibi yarım bıraktın
Söyle!
Değdi mi bari?
Şimdi, mevsim kış bende
Güneş bile yüzümün ayazında
Bir yaprak misali tir tir
Şimdi, kalbimde üçüncü derecede yanıklar,
Bilinci kapalı kalbimin,
Ruhum yoğun bakımda
Düşüm çok ağrıyor benim
Gözlerimde karla karışık yağmur
Ve ben şimdi, hangi çocuğun saçını sevsem sen,
Elini tutsam sen,
Yüzünü okşasam,
Gözlerine baksam,
Öfkesinde dağılsam,
Gülüşünde boğulsam
Hep sen
Hep sen….
Oysaki çok direndim,
Oysaki sana ömrümü hiç koşulsuz verendim
Kalbim sana elini uzattıkça
Sen illa bir vedanın soğuk elinden tuttun,
Bir aşkı, kırık dökük
Terkedilmiş bir beşikte uyuttun
Ve sonra, sular nasıl çekiliyorsa derelerden,
Öylece çekildin benden
Mademki ayrılığa bunca deli aşıksın
Bunca tutsak…
Kıyamam sana
Dön demeyeceğim bu sefer
Senin olsun bu zafer
Ve artık bir şiir kadar özgürsün.
Yüreğin muzaffer,
Aklın muzaffer.
Hasretini, yüzünden,
Gözlerinden öpüyorum sevgili…
Neden benden böyle uzak durursun
Gelip de elimi tutsan olmaz mı
Her zaman en zayıf yerden vurursun
Bir gece kolumda yatsan olmaz mı?
Sen aşk lisanısın duygu lehçesi
Sen sevda şehrinin sevgi ilçesi
Bahar da yeşerip gönül bahçesi
Ruhuma bir çiçek atsan olmaz mı?
Bir kıvılcım düşer yüreğe düşte
İnsan tam da böyle seviyor işte
Aşk yemeği pişmez kısık ateşte
Birazcık altını açsan olmaz mı?
Eşsiz bir sevdayı getir önüme
Bir teselli bahşet seven gönlüme
Tatsız tuzsuz geçen garip ömrüme
Bir yudum mutluluk katsan olmaz mı ?
Vuslat orucunu tutacağına
Akşam güneşiyle batacağına
Her zaman sevene çatacağına
Biraz da feleğe çatsan olmaz mı?
FERDA NAYMAN
Çok uzak yerlerde arama sakın
Bir nefes arası sevgi dediğin
Hasretin saçlarını tarama sakın
Sevdanın darası sevgi dediğin
Gönūl kelebeğin aşka konarsa
Hayat tepsisinde sevda sunarsa
Gurbet ayazında duygun donarsa
Beyazın karası sevgi dediğin
Aşk bazı gönūlde bitmez sancıysa
Hasretin kıvamı zehir,acıysa
Gece gūn ışığına bir yabancıysa
Işte "tam burası"sevgi dediğin
Sabah, sana olsun uyanışlarım
Gözlerine değen ilk bakıslarım
Bahara dönerse kara kışlarım,
Yeşil hatırası sevgi dediğin
Mavi denir umutların rengine
Dūşmese de bazen dengi dengine
Aşk atını mahmuzlayıp engine
Vuslata varası sevgi dediğin
İki can bedende buluşamazsa
Engel çıkıp yárine ulaşamazsa
Sevip sevdiğine kavuşamazsa
Olur, ruh yarası sevgi dediğin
Zamanın ardına vuslat eklemek
Hayat heybesine umut yūklemek
Gelmeyeni bir ömūr boyu beklemek
Ve "sabır narası" sevgi dediğin
Ferda Nayman
Yıllardır tutuşan alevim söndü
Söylesene beni nereden buldun
Sararan yaprağım yeşile döndü
Sen benim ikinci baharım oldun
Tek sebebim sensin başka arama
İlaçsın sen şu kanayan yarama
Bir yılda kaç mevsim var bilmem ama
Sen benim ikinci baharım oldun
Öyle bir mucize yarattın bende
Mutluluğa olta attım ben sende
Kara kışım bitti senin sayende
Sen benim ikinci baharım oldun
Şimdi aşk damlıyor seven gönlümden
Sevda türküleri düşmez dilimden
Senden öncesini sildim ömrümden
Sen benim ikinci baharım oldun
Gurbet çile verir, hasret inletir
Aşk dile getirir, sevgi söyletir
Ferdalim diyor ki durum böyledir
Sen benim ikinci baharım oldu
FERDA NAYMAN
Birden bire nerelere
Çektin gittin mavi gözlüm
Yüreğimi yarelere
Ektin gittin mavi gözlüm
Elveda bile demeden
Seni son bir kez görmeden
Son kez sarılıp öpmeden
Döndün gittin mavi gözlüm
Yanında mevsim bahardı
Konuşacak çok şey vardı
Koskoca bir hüzün sardı
Döktün gittin mavi gözlüm
Yanlız sana düştü gönlüm
Seninle güzeldi ömrüm
Mutluluğu sende gördüm
Söktün gittin mavi gözlüm
Unutma asla ismimi
Gözlerinde gör resmimi
Bu mevsim veda mevsimi
Yaktın gittin mavi gözlüm
Ferdali yolunu bekler
Solmasın dalda çiçekler
Boşa gitmesin emekler
Baktın gittin mavi gözlüm
FERDA NAYMAN
Bütün duygularım safa dizilsin
Kuzeyden, güneyden uçup gelerek.
Köyden çiçek, yoldan umut alsın da!
İyiler de, kötüler de yerini bilsin.
Yıldırımlar düşsün ihanetin üstüne!
Bütün elemleri mazide kalsın!
Hasedi yazanlar yansın kül olsun!
İnsafsız düşüncenin ışığı sönsün.
Gelsende kahramanı olsan gönlümün!
Hayat versen çöllerime su eksen!
O, kadar çok kaybettim ki hayatta!
Gönül sayfama doğsan tepeden...
Aşkın zaferini yazsam olmaz mı?
Hasret buğusu
Çökünce gözlerime
Tazelenir, senli günlerim..
Sen gelirsin aklıma
Ya şu engin deniz
Hangi çığlığı fısıldar sularında..?
Uğultu, uğultu, boğuyor beni
Tufanı bozuk bir kahkaha
Çınlıyor kulağımda
Sonra
Sustum ve
Sessiz, sessiz oturdum
Yüreğimin içine
Boş geliyor
Her şey boş
Sesini duymadığımdan,
Şimdi ben
Hangi esaretin
Tutsaklığında çırpınıyorum
Soğuk ve
Hançerlenmiş gülüşlerin bıraktığı
Boş bir hikâye içinde
Yalnız avunuyorum
Uzanmışım boylu boyunca
Yitik düşlerin koynuna
Bir tek
Sen varsın aklımda..
Son Köşe Yazıları
TÜRK'ÜN TÜRK'LE SAVAŞI: KIZIL ELMA'NIN GÖLGESİNE DÜŞEN FİTNETarih, bazen kazananları yazar; fakat kaybedilen büyük fırsa...
(14 Ekim 2026 10:05:24)
Neva Çiftçioğlu yalnız değil.Bilimsel çalışmalarının karşılığını bulamadığını düşünen, imkan bulduğu anda yurt dışına gi...
(14 Ekim 2026 00:19:14)
TÜRKİYE'NİN GÜNDEMİ VE GÜVEN MESELESİTürkiye, bir süredir birbirinden farklı görünen fakat aslında aynı noktada birleşen...
(13 Ekim 2026 10:41:49)
COŞKU VE ÖZGÜRLÜKCoşku özgürlüğe kavuşma aracıdır ve coşkulu insan özgürlüğünü eline almıştır. Coşku sayesinde dünyasal ...
(13 Ekim 2026 09:14:27)
Gül yüzünle çiçek açmış diyorlar Doğru mu sevdiğim sormaya geldim Ruhuna bir melek kaçmış diyorlar Bununl...
(12 Ekim 2026 20:35:38)