Yıllar şu gibi akıp gidiyor ve biz geriye dönüp baktığımızda geçip giden yıllara şaşırıp kalıyoruz. Yıllar geçiyor saçlarımıza aklar düşüyor ve yaşadıklarımız dün gibi yakın geliyor.
İlk göz ağrım, canımın yarısı dünyaya geldiğinde dünyalar benim olmuştu. Yaşadığım duygunun tarifi yok. Ne kadar anlatmaya çalışsam da bu güzel duyguyu anlatmaya kelimeler kifayetsiz kalıyor. Anlamak için yaşamak gerekir. Anneliği tatmak gerekir.
Kızım Beyza henüz 11 günlüktü İstanbul'da depremi yaşadığımızda. Takvimler 17 Ağustos 1999 gününü gösteriyordu. Kızım 6 Ağustos günü dünyaya gelmişti. Deprem olurken henüz yeni yatmıştım ve ilk kez deprem gerçeği ile karşılaşmıştım. Depremin nasıl bir şey olduğunu bilmediğimden evin yıkıldığını zannetmiştim. İlk aklıma gelen kızım olmuştu. Anne bebeği al diye bağırdım. Günlerce birlikte sokakta yattık. Korku dolu günler de geçmeyecek gibi gelse de bir şekilde geçip gitti.
Kızımın ilk adımları, ilk kelimesi derken sevgiyle büyüdüğüne şahit olduk. Birlikte büyüdük kızımla. Birlikte ağladık birlikte güldük. Yeri geldi arkadaş yeri geldi sırdaş olduk birbirimize. En çok ta anne oldum ona ve annelik sevgisini annelik güvenini verdiğime inanıyorum.
Güzel kızım, canımın parçası Beyza'm iki yıl önce bugün dünya evine girdi. En çok evlenirken şaşırdım geçip giden yıllara. Oysa doğalı ne kadar olmuştu ki. Sıkıntılı geçirdiğimiz yıllar hiç geçmiyor gibi gelmemiş miydi bize? Birlikte ağlamıştık o günlerde ama hep sarıldık birbirimize. Evlenip kendi yuvasına uçtu ama ellerimiz sevgiyle kenetli hala birbirine. Ben kızımı evlendirirken bir de oğlum oldu. Kızımın eşi damadım değil oğlum oldu benim. Şimdi bir kızım iki oğlum var benim.
Yıllar acımasızca geçiyor. Önemli olan geçen yıllara inat yüreğimizdeki sevginin hep sıcak hep taze kalabilmesi. Hep mutlu olun. Yılların sizi eskitmesine izin vermeyin. Evlilik yıldönümünüz kutlu olsun canlarım.
Bir anda herşey değişebilir belki,
Dünya tersine döner, kuşlar ötmez eskisi gibi,
Dalgalar terk edip gitse de sevdiği denizi,
Ben asla vazgeçmeyeceğim sevmekten seni.
Belki bir daha hiç esmeyecek rüzgarlar,
Belki bir daha yağmayacak yağmurlar,
Çiçek açmayacak olsa da ağaçlar,
Unutma bu yürek sadece aşkını fısıldar.
Belki bir gün güneş doğmaz olur gökyüzünde,
Yıldızlar görünmez olur yeryüzüne,
Belki gece ile gündüz karışır birbirine,
Unutma sahip çıkacağım aşkıma nefes aldığım sürece.
Gel seninle sevgilim, yıldızlara çıkalım,
Bulutlarda oturup, bir yıldız kaydıralım,
Venüs selam verip Sirius'a kaçalım,
Aşkımızdan dünyaya, ışıkları saçalım.
Gel seninle sevgilim, uzayda kaybolalım,
Galaksiler arası, saklambaç oynayalım,
Işık hızı nedir ki, aşkımızın yanında,
Kaçıyorum yakala, naz yaparım ben sana.
Bekliyorum gelsene,
Bir öpücük versene,
Alacağım yar seni,
Yıldızlar hep sönse de.
Jüpiter bize bakar, güneş ona göz kırpar,
Biz gidelim dünyaya,
Bulutlar her gün ağlar,
Yıldızlar burda dursun, sevgimiz bize yeter,
İki dünya bir olsa, seni sevmeye değer
Ne sevdalar filizlendi yürekten,
Ne aşklar meyve verdi en güzelinden,
Kiminin sevdasından bir ağaç boy verdi,
Kiminin sevdası orman olup hayat verdi.
Öyle bir sevda ektim ki yüreğime,
Yalnız benim aşkımla yeşerdi döndü filize,
Ne karşılık beklerim, ne bir yardım,
Ben kendi aşkımla mesut bahtiyar yaşarım.
İstemem sevme beni, istemem acıma,
Ker vurma yeter ki büyük aşkıma,
Ben ezelden alışkınım yalnızlığa,
Benim aşkım yeter mutlu olmama.
En güzel kırmızısın, çünkü aşksın,
Sevginle yüreğimi yakansin,
Ateş olalım ısıtalım dünyayı,
Alev olalım aydınlatalım sevdalıları.
En güzel mavisin çünkü huzursun,
İyiliklere giden en güzel yolsun,
Deniz olup dertlilere umut olalım,
Bulut olup sevdalara yağalım.
En güzel yeşilsin çünkü güvensin,
Dertlere filiz olup derman verensin,
Orman olup sevdalara yuva olalım,
Çiçek olup dünyayı aşkla boyayalım.
En güzel sarısın çünkü ışıksın,
Işığınla üşüyen yürekleri ısıtansın,
Güneş olup aydınlatırsın karanlığı,
Sıcaklığınla sararsın sevdalıları.
Sen en güzel beyaz, sen kar tanesi,
Kapatırsın umutsuzluğun üstünü,
Kartopu olup neşe olursun herkese,
Kardan adam gibi umut olursun umudunu yitirenlere.
Sen hayatın en güzel renklerisin,
Biraz umut biraz da güvensin,
Sen heyecanısın her an yüreğimin,
Sen küçük dünyamın en güzel renklerisin.
Ben seni en çok yalnızlığımda sevdim,
Duymadım etrafımdaki sesleri,
Görmedim bana bakan renk renk gözleri,
Bir sen vardın, bir de tertemiz sevdam,
Bir ben vardım, kalabalıklarda boğulan.
Ben seni en çok kalabalıklarda sevdim,
Kaybolmuşken yalnızlığımda,
Kendimi ararken sislerin ortasında,
Seni buldum, güneş gibi parladın dünyama,
Bir sen vardın bir de verdiğin huzur,
Bir ben vardım, sessizliğim yol olur.
Ben seni en çok sıkıntılarda sevdim,
Etrafımdaki sahte gülücükler arasında,
Yapma çiçekler arasında,
Ben kırmızı güldüm, bekledim koparmanı,
Bir sen vardın, elinde papatyalar,
Bir ben vardım yüzümde kahkahalar.
Ben seni en çok neşeli anlarda sevdim,
Gülücükleri yalnızlığıma katık ettim,
Mutlu rolü oynarken dünya sahnesinde,
Seni buldum, gerçek neşeyi buldum,
Bir sen vardın, elinde papatyalar,
Bir ben vardım, yüreği sana akar.
Kurban Bayramı dini bayramlarımızdan biri. Bayramların en önemli amacı eş, dost, akraba ziyaretleri yapmaktır. Bayramlarda küslükler biter.
Kurban bayramında maddi durumu iyi olanlar kurban keserler. Kestikleri hayvanın üçte biri ihtiyaç sahibi olanlara verilir, üçte biri eş, dosta verilirken üçte biri evde yenilir.
Bayram kutlamaları şehirden şehire farklılık gösterir. Her ne kadar farklı kutlamalar olsa da her yerde amaç Barış içinde paylaşım yapmaktır. Akrabaların bir araya gelerek hasret gidermeleridir, hoş sohbetler yaparak güzel vakit geçirmektir, büyükleri ziyaret ederek onların gönlünü almaktır.
Eskiden halkın büyük bir çoğunluğu kurban keserdi şimdilerde ise halkın çoğunluğu kurban kesmeye çok uzak. Kurban kesmek istemediğinden değil kurban kesmeye gücü olmadığından birçok insan maalesef istese de kurban kesemiyor. Benim köyümde, köy günlere bölünürdü. Kurban kesenler Kazan kazan pişirirlerdi kurban etlerini. Etin yanında sarmalar sarılır, tatlılar yapılırdı. Yemek çeşidi evden eve değişirdi. Şehirlerde yaşayanlar kurban bayramı için köye gelirler, büyüklerini ziyaret ederlerdi. Kardeşler, yeğenler, kuzenler toplanıp ev ev gezerlerdi sohbet ederek. Bugün geldiğimiz noktada orta yaş insanlar bu geleneği büyük bir keyifle devam ettiriyorlar. Genç nesile baktığımızda ev ev gezip Bayram ziyareti yapmaktan sıkılıyorlar. Ev ziyaretleri yerine kafelerde sohbeti tercih ediyorlar.
Teknoloji bizlere kolaylıklar getirmiş olsa da çok güzel değerlerimizi de bizden alıp götürdü maalesef. Bir araya gelseler de herkesin elinde bir telefon, sohbet yerine sanal alemde geziyor. Hal hatır sorma faslından sonra biter oldu sohbetler. Kısacası eski bayramların tadı damağımızda kaldı. Nerede o eski bayramlar der olduk. Ne bayramların tadı kaldı günümüzde, ne dostlukların ne de sohbetlerin. Sohbet etmeye hasret kaldık ve böyle giderse evlatlarımıza da hasret kalacağız aynı evin içinde!
Konya denildiğinde ilk akla yüzölçümü büyük bir ova aklımıza gelir. Türkiye'nin tahıl ambarı olarak öğretildi okulda derslerde. Peki bu kadar bilgi ile Konya'yı anlatmak yeterli mi?
Konya'ya girerken dümdüz uzanan yollar karşılıyor bizi. Yolculuğumuz sırasında bizlere yol boyunca uzanıp giden ağaçlar eşlik ediyor. Ağaçlar çok uzun olmasa da yeşil doğa yol boyunca huzur veriyor insana.
Şehrin her yeri tarih kokuyor. Selçuklu mimarisi hakim her yerde. Osmanlı eserlerine çok nadir denk geliyoruz. Şehir tarihin ayak izlerini taşırken eserlerin her birinin kendine has bir ruhu var ve sizi kendisine büyülüyor. Çarpık kentleşmeden ya da gecekondu yapılardan eser yok şehirde. Her bir ilçesi şehir havasında.
Konya'da yollar geniş ve sokaklar çok temiz. İnsanlar çöplerini olması gerektiği gibi yerlere değil çöp kovalarına atıyorlar. Sigara izmariti bile göremiyoruz yerlerde. Şehrin her yerinde ücretsiz tuvaletler var ve diğer şehirlerdeki birçok ücretli tuvaletten daha temiz. Bu da ister istemez diğer illerdeki insanlar bunu neden başaramıyor sorusunu getiriyor akıllara. Trafikte herkes birbirine karşı çok saygılı.
Konya'da çok güzel insanlara denk geldim. Herkes elinden geldiğince yardımcı oldu. Misafirperver insanlar Konyalılar. Hepsine de destekleri için ayrı ayrı teşekkürü bir borç bilirim.
Konya'ya gittiğiniz zaman Kelebekler Vadisine gitmeyi ihmal etmeyin. Kelebekler muhteşem. Hoşgeldin dercesine karşılıyorlar ziyaretçileri. İhtişamlı görüntüleri kendilerine hayran bırakıyor gelenleri. Her an üzerinize bir kelebek konabiliyor ki çok güzel bir duygu bu.
Büyükşehir Belediyesi'nin tur otobüsleri iki saatlik süren bir zaman diliminde şehri gezdiriyor. Gezdirirken bir taraftan bilgi veriyorlar. Tarihini anlatıyorlar gördüğünüz eserlerin. Gün içinde farklı saatlerde tur otobüsleri mevcut. Fiyatları da çok uygun. Kelebekler Vadisine gelince isteyenler otobüsten inip burayı gezebiliyor. Bir buçuk saat sonraki otobüse ücretsiz binerek şehir turuna devam ediyor. İkinci durak yeri Sille köyü. Dileyen bu köyde mola verip yine bir buçuk saat sonraki otobüse ücretsiz binme hakkına sahip. Sille köyü daha uzaktan sizi kendisine çekiyor. Gezmeye değer, tarih kokan muhteşem bir köy Sille. Konya'ya giderseniz şehir turu yapmanızı öneriyorum. Konya'da gezip görülecek çok fazla yer var. Tek bir gün yeterli değil bu güzel şehri gezmek için.
Konya'ya gittiğiniz zaman etli ekmek yemeyi ihmal etmeyin. Konyaspor tesisleri de ailelerin birlikte gidip hem futbol maçı izleyebilecekleri hem de etli ekmek yiyebilecekleri harika bir tesis. Futbol izlemeniz şart değil elbette etli ekmek yemek için. İstediğiniz saatte gidebilirsiniz ve keyifli bir zaman geçirebilirsiniz.
Konya'nın bisiklet yolu açısından dünyanın en uzun ikinci şehir olduğunu öğrendiğimde gurur duydum. Beş yüz elli kilometre uzunluğunda olan bisiklet yolundan giderseniz şehrin birçok noktasına ulaşabiliyorsunuz. Bisiklet kullanımının en fazla olduğu şehir de haklı olarak Konya.
Konya'yı sözle anlatmak yeterli değil. Gidip görmek gerekir. Bazı şeyler anlatılmaz yaşanır. Mutlaka gidilmesi gereken yerlerden biri Konya. Ben çok sevdim. Tekrar girmeyi ümit ediyorum.
Bir yıldız kaydı az önce gönlüme,
Bir dilek tuttum, o benim olsun diye,
Ne yağmur engel, ne fırtına sevgime,
Ben senin oldum, sen hayır desen bile.
Bir rüzgar esti çok uzaklardan, ansızın,
Oysa geleceği belliydi çok önceden,
Rüzgar dedim eser geçer zannettim aldırmadım,
Sonra fırtına koptu, dalgalar coştu,
Gemi su almaya başladı, eğildi yana doğru,
Alabora olmak üzere bir gemi yaklaştı dalgaların arasından,
Tuttu elimden, korkma dedi korkma,
Çekti beni dev esaretin içinden,
Koydu beni gönül sarayına,
Baş tacı değil ömür tacı yaptı yuvasına,
Huzurla sarıldı mutluluk verdi ruhuma.
Birlikte çıktık aşk rıhtımına,
Sığındık sevgimizle, yürek limanına,
Aşkla mühürledik, biz olduk kalplerimizde.
Ben seni en çok yalnızlığımda sevdim,
Duymadım etrafımdaki sesleri,
Görmedim bana bakan renk renk gözleri,
Bir sen vardın, bir de tertemiz sevdam,
Bir ben vardım, kalabalıklarda boğulan.
Ben seni en çok kalabalıklarda sevdim,
Kaybolmuşken yalnızlığımda,
Kendimi ararken sislerin ortasında,
Seni buldum, güneş gibi parladın dünyama,
Bir sen vardın bir de verdiğin huzur,
Bir ben vardım, sessizliğim yol olur.
Ben seni en çok sıkıntılarda sevdim,
Etrafımdaki sahte gülücükler arasında,
Yapma çiçekler arasında,
Ben kırmızı güldüm, bekledim koparmanı,
Bir sen vardın, elinde papatyalar,
Bir ben vardım yüzümde kahkahalar.
Ben seni en çok neşeli anlarda sevdim,
Gülücükleri yalnızlığıma katık ettim,
Mutlu rolü oynarken dünya sahnesinde,
Seni buldum, gerçek neşeyi buldum,
Bir sen vardın, elinde papatyalar,
Bir ben vardım, yüreğim sana akar.
Son Köşe Yazıları
Bu dünya öyle bir dünya olmuş kiBakıyorum ama aklım almıyor Verdiler elime ıslak çırayı Yakıyorum ama aklım al...
(17 Temmuz 2026 11:37:21)
Gullebi Turan ,Erzurum da özellikle 1970-80-90 lı yıllarda Erzurum kamuoyunun adından sıksa bahsedilen bir değerdi,...
(16 Temmuz 2026 14:24:13)
Gullebi Turan ,Erzurum da özellikle 1970-80-90 lı yıllarda Erzurum kamuoyunun adından sıksa bahsedilen bir değerdi,...
(16 Temmuz 2026 14:09:38)
Bu aziz millet, tarih boyunca nice fırtınalara göğüs germiş, nice ihaneti bertaraf etmiş asil bir millettir. Türk millet...
(15 Temmuz 2026 07:28:05)
AŞK uğruna bu dünyadaVurulduğum bu son olsun Uyanıkken bir rüyada Yorulduğum bu son olsunKırmızı da ve sarıdaK...
(14 Temmuz 2026 15:35:10)