Hayaller ötesinde lâl olmuş her şey
Dilsizim, nefessizim, körüm
Yana yakıla gel yâr
Bir nefes saniyesinde tüten kokunu yıllandırdım
Her gece aşk sarhoşu olup
Rüyaların koynunda uyuttum sensizliği
Kalkmaya ramak kala tekrar tekrar uyuttum kendimi
Ahh
Ne güzelmiş uyumak
Beri gel yâr
Otağım bir söz üzerine kurulu
Gelsen esersin, gitsen ezersin
İştiyakım sana, münacatım Allah'a
Hasbelkader yaşıyorum hayatı
Dinlemiyorum Arif Amcayı
Görmüyorum Behçet Dayıyı
Karşı komşuyu
Pazardan elma toplayan Ayşe Teyzeyi
Sıradanlığın sırası geçti artık
Herkes kendi sırrına erme derdinde
Kimse eskide eskimiyor ki her şey sır olsun
Sırrın bende yâr, içimde
Nasıl tutuyorum bir bilsen
Ahh
Beri gel yâr
Otağım bir sevda üzerine kurulu
Tahtın kalbim, tacın sevdam
Vereceğim canımdır sana
Otağına kurul yâr
Can da sen canan da
İnsanları tanımadan "Bilemem kardeş " diyen Ramiz Dayı'yı dinleyerek ,
"Hoşgeldin Kadınım" diyen çakma Nazım Hikmet'lere kandık.
Sonra Müslüm Baba misali "Hangimiz Sevmedik "diye kendimizi avuttuk.
Neşet Baba (Ertaş)"Ah yalan dünya "deyip bizi uyarmıştı oysa.
Biz eğlencesine takılmaya devam ettik..
Ve Yıldız Abla misali "Naklen aşk istiyoruz"deyip söylensek de
minik serçemiz Sezen abla "Tükeneceğiz" deyip bizi tekrar uyardı...
Uyardı uyarmasına da yine aldandık.
Ama bu sefer "Ah Yalan Dünya"yı Neşet Baba değil de biz söyler olduk...
Hayat bazen bir tutam tuz gibi dilini yakar,acı biber gibi içini...
Bir dilim limon gibi yüzünü ekşitir,şeker gibi de mutluluğunu tatlandırır...
Hayat bazen bir insandan ibarettir bazen bir hiçten,bazen de insan bir hiçten...
Ya yol almasını bilmemişiz ya da yol vermesini.
Ya da yanlış kişiyle yola çıkmışız...
Aç kaldık yol boyunca,kalbimizi ovuşturarak.
Yorgun düştük sonunda..
Şimdi tok olanlara soruyorum;
Sahi sizin azığınız neydi ?
Kurbanı olduk ,nefsine hevesli insanların bayramına
Ya tekbirsiz kestiler nefesimizi ya da günahla doldurdular heybemizi
"Kefenin cebi yok"diye içimize yerleştirdiler hayatın nefretini
Sonu olmayan cümlelerle süslediler beynimizi
Sersemlediğimiz oldu sersemlettiğimizde
Uzak diyarlara gömdük cüssemizi ruhumuzdan bağımsız takılarak
Kaybolan benliğimizi aradık ruh ile beden arasında
Ölü olduğumuzu anlamadan.
Değerli olan herşey en güzeline değer
Cinsi bozuk atın sırtına vuramazsın eyer
Huzursuzsuk olur günlerin sabahına
Güneş vaktinden önce doğarsa eğer
Gölgede durdum,göğü seyre durdum
Kötü düşünceleri asıp,güzele duruldum
Geçmişin kirine, insanın pasına
Kendimi yasa verip,geleceğe vuruldum...
Bir güzellik kapladı içimi yekten
Güllerin hatrına sevdim birçok diken
Ne hoş rahiyadır öyle sardı etrafı
Topraktan gökyüzüne açmışım yelken
Vicdanını astığın dar ağacında insanlığının ölümünü göz göre göre gerçekleştirmen sana ne kazandıracaktı ?
Ya sandığın gibi değilse hayat ve insanlar, o zaman şartları değiştirmek için elinden geleni yapar mıydın ?
Kaç insanlığa sığdırdın günahtan kararmış kirli sayfalarını ?
Kaç kitaba sığdırdın merhametten yoksun yazılarını ?
Kaç cümleye peşkeş çektin nokta konulması gereken yerlere,virgülden yoksun kalmış güzelliklere ?
Kaç kere insan oldun başkalarından bahsedebilme lütfuna gelmek için ?
Kaç kere katlanacaksın, sonucuna sebep olduğun yarım kalmış konulara ?
Daha kaç kere öleceksin,ölen vicdanını diri tutmak için ?
Bilmediğim diyarlarda sürgün bu gönül
Ahuzarda kalmış cümlelerle
Yarınlarda kalmış dünler
Bir dem yandıkça yanar
Karanlığın umudu sarmış günleri
Sayısız yıldızlarda parlayan gözlerle
Dünlerde kalmış hayaller
Ruhumu sardıkça sarar
Gecenin soğuk yüzü tebessüm halinde
Yaşamın can yakan manidarsızlığı
Yüzümün kuytu köşesinde dinlenmekte
Bedenime estikçe eser
Hoyrat cümlelerin yaveri değilim
Sana olan bu sevdamdandır sitemim
Düze inmez,huzur vermez ki kaderim
Sana değil,bu sevdamadır sitemim
Gönlüm ahuzarda,sen garip müstehzi
Sana olan gururumadır sitemim
Kuru dal açmaz,bırak artık yeşili
Yeşile değil,toprağadır sitemim
Sıra dağların sırra erme vaktidir
Dağlara değil,Ferhatadır sitemim
Çöllerin tozu değmiş gönlüm eritir
Seraba değil,Mecnunadır sitemim
Sırra kademin kapısı var ezelden
Ezele değil,ebededir sitemim
Bin mihraba çıksada aşkın yürekten
Aşka değil,yüreğinedir sitemim
Hayaller ötesinde lâl olmuş her şey
Dilsizim, nefessizim, körüm
Yana yakıla gel yâr
Bir nefes saniyesinde tüten kokunu yıllandırdım
Her gece aşk sarhoşu olup
Rüyaların koynunda uyuttum sensizliği
Kalkmaya ramak kala tekrar tekrar uyuttum kendimi
Ahh
Ne güzelmiş uyumak
Beri gel yâr
Otağım bir söz üzerine kurulu
Gelsen esersin, gitsen ezersin
İştiyakım sana, münacatım Allah'a
Hasbelkader yaşıyorum hayatı
Dinlemiyorum Arif Amcayı
Görmüyorum Behçet Dayıyı
Karşı komşuyu
Pazardan elma toplayan Ayşe Teyzeyi
Sıradanlığın sırası geçti artık
Herkes kendi sırrına erme derdinde
Kimse eskide eskimiyor ki her şey sır olsun
Sırrın bende yâr, içimde
Nasıl tutuyorum bir bilsen
Ahh
Beri gel yâr
Otağım bir sevda üzerine kurulu
Tahtın kalbim, tacın sevdam
Vereceğim canımdır sana
Otağına kurul yâr
Can da sen canan da
Son Köşe Yazıları
Gözlerimde güllerden kokulu eski buruklukEsrik bir tebessüm var küskün dudaklarımda Bağrımda üşüyor...
(25 Haziran 2026 14:34:20)
Gidiyorum bu şehirden sen mutlu ol.Hüzünleri yükledim parçaladığın yüreğime,Sol yanımı alıp gittin cansız bedenimde...
(25 Haziran 2026 03:52:37)
Dün akşam bir rüya gördümYemyeşil bir orman ve denizYakmıştı mangalı elinde maşaKurmuştuk masayıDonatmıştık,Her yan...
(25 Haziran 2026 03:50:44)
Siyasette son günlerde yaşananları izledikçe insanın aklına tek bir soru geliyor: Bu millet size oy verirken ne iç...
(25 Haziran 2026 03:40:11)
Hayaller ötesinde lâl olmuş her şeyDilsizim, nefessizim, körümYana yakıla gel yârBir nefes saniyesinde tüten kokunu yıll...
(24 Haziran 2026 21:45:57)