logo
Yükleniyor...
logo
add image

MUĞLA’DA TMMOB JEOLOJİ MÜHENDİSLERİ ODASI İL TEMSİLCİLİĞİ DEPREM TEHLİKESİNE DİKKAT ÇEKTİ
HABER: OSMAN ACAR / MUĞLA | 15.08.2026 12:49

MUĞLA’DA TMMOB JEOLOJİ MÜHENDİSLERİ ODASI İL TEMSİLCİLİĞİ DEPREM TEHLİKESİNE DİKKAT ÇEKTİ

MUĞLA’DA TMMOB JEOLOJİ MÜHENDİSLERİ ODASI İL TEMSİLCİLİĞİ DEPREM TEHLİKESİNE DİKKAT ÇEKTİTMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Muğla İl Temsilcil...


add image
MUĞLA’DA TMMOB JEOLOJİ MÜHENDİSLERİ ODASI İL TEMSİLCİLİĞİ DEPREM TEHLİKESİNE DİKKAT ÇEKTİ
15.08.2026 12:49

MUĞLA’DA TMMOB JEOLOJİ MÜHENDİSLERİ ODASI İL TEMSİLCİLİĞİ DEPREM TEHLİKESİNE DİKKAT ÇEKTİ

MUĞLA’DA TMMOB JEOLOJİ MÜHENDİSLERİ ODASI İL TEMSİLCİLİĞİ DEPREM TEHLİKESİNE DİKKAT ÇEKTİTMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Muğla İl Temsilciliği tarafından, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin 27’nci yıl dönümünde düzenlenen programda İl Temsilcisi Coşkun Çatalkaya açıklamalarda bulundu. Muğla Ticaret ve Sanayi Odası’na ait Karia Teras’ta düzenlenen programda konuşan TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Muğla İl Temsilcisi Coşkun Çatalkaya, 17 Ağustos’tan 27 yıl sonra, afetlere hazırlıklı ve dirençli yerleşimlerin bir tercih değil kamusal bir zorunluluk olduğunu belirtti. Çatalkaya yaptığı konuşmada; “17 Ağustos 1999 tarihinde, saat 03:02`de Gölcük/ Kocaeli’de meydana gelen 7.4 büyüklüğündeki deprem, Kocaeli, Sakarya, Düzce, İstanbul, Yalova ve Bolu illerimizde resmi rakamlara göre 18.373 kişinin yaşamını yitirmesine, yaklaşık 50.000 kişinin yaralanmasına, 375.000 yapının hasar görmesine ve büyük bir toplumsal yıkıma neden olmuştur. Aradan geçen 27 yıla rağmen acılarımız hâlâ tazeliğini koruyor. Depremde yaşamını yitiren yurttaşlarımızı bir kez daha saygı ve özlemle anıyor, yakınlarının acısını paylaşıyoruz. 17 Ağustos Marmara Depremi; yalnızca büyük bir jeolojik fenomen ve katastrofik bir afet değil yanlış yer seçiminin, plansız kentleşmenin, niteliksiz yapılaşmanın, denetimsizliğin ve bilimsel mühendislik hizmetlerinin ihmal edilmesinin iç içe geçtiği rantçı kapitalist işleyişin ağır sonuçlarını ve iflasını gösteren toplumsal bir kırılmadır. Ancak sonraki yıllarda yaşanan depremler ve depremlerden sonra siyasi iktidarların aldığı tutumlar gerekli derslerin hâlâ yeterince çıkarılmadığını kırılmanın giderilemediğini açıkça ortaya koymuştur. Türkiye bir deprem ülkesidir; ancak depremlerin afete dönüşmesi kaçınılmaz değildir. Deprem bilinci yalnızca sarsıntı sırasında nasıl davranılacağını bilmekten ibaret değildir. Yaşadığımız kentin jeolojik özelliklerini, bulunduğumuz alanın deprem tehlikesini, zeminin davranışını ve yapıların güvenliğini bilmek; tehlikeleri önceden belirleyerek riskleri azaltmak da deprem bilincinin ayrılmaz bir parçasıdır. Afetlere dirençli yerleşimler yalnızca sağlam binalardan oluşmaz. Kentlerin jeolojik yapısı ortaya konulmalı; mikrobölgeleme çalışmaları hızla tamamlanarak aktif faylar, sıvılaşma, heyelan, kaya düşmesi, taşkın, tsunami ve tıbbi jeolojik tehlikeler belirlenmeli; mevcut ve yeni yerleşim alanlarının yerleşime uygunluk durumu ve koşulları açığa çıkartılmalı; İmar, yapılaşma ve arazi kullanım kararları bu bilimsel veriler doğrultusunda alınmalı; yapı stoku, ulaşım sistemleri ve kritik altyapılar afetlere karşı güvenli hâle getirilmelidir. Önemle vurguluyoruz: Yerel ve merkezi yönetimler yapmaları gereken gelecek planlamasının tüm boyutlarının jeolojik verilere uygun ve uyumlu olması gerektiğini unutmamalı; afet riskinin azaltılması, afetlere karşı dirençliliğin artırılması için hem mevcut risklerin tespiti ve engellenmesine hem de yeni riskler üretilmemesine dayanan afet risk yönetim sistemlerini ivedilikle inşa ederek sürekliliğini sağlamak zorundadır. Böylesi bir sistemin temel dayanağını jeolojik koşullar ve bu koşulların yarattığı zemin davranış karakteri oluşturur. Bu nedenle gerek planlama gerekse yapılaşma amaçlı Jeolojik-jeoteknik etütler süreçte tamamlanması gereken bir formalite ya da bir tercih değil can ve mal güvenliğinin temeli, sağlıklı, güvenli ve dirençli yerleşimler ve toplumsal yaşamın güvencesidir. Yerleşim alanlarının planlanmasından yapıların projelendirilmesine, kentsel dönüşümden altyapı yatırımlarına kadar bütün süreçlerde jeoloji mühendisliği hizmetlerinden etkin biçimde yararlanılmalıdır.Kentsel dönüşüm uygulamaları rant odaklı yapı yenileme faaliyetlerine indirgenmemeli; deprem tehlikesi, zemin koşulları, yapı güvenliği ve toplumsal ihtiyaçlar esas alınmalıdır. Riskli yapıların güçlendirilmesi veya yenilenmesi kadar, riskli alanlarda yeni yapılaşmanın önlenmesi de hayati önemdedir.Kocaeli ve Düzce depremlerinden 3 yıl önce İstanbul’da ev sahipliğini yaptığımız Birleşmiş Milletler İnsan Yerleşimleri Konferansı (Habitat II) Deklarasyonuna attığımız imza ile “afetler karşısında giderek artan korumasızlığa” karşı “insan yerleşmelerini daha güvenli, daha sağlıklı ve yaşanabilir” kılmayı hedeflediğini ifade eden ve  “gerekli planlama mekanizmaları ve kaynakları sağlayarak doğa kaynaklı afetlerin ve diğer acil durumların insan yerleşimleri üzerindeki etkilerini hafifletmek, afetten etkilenen yerleşimleri gelecekteki afetlerle ilgili riskleri azaltmak” için politik kararlılığını (!) ilan eden hükümetler, bugüne kadar geçen sürede bu vaatlerinin gereklerini yerine getirseydi, bugün afetler karşısında çok farklı bir noktada olacağımız kesindir. Ülkemiz Cumhurbaşkanının Başkanlığında 1996 yılında toplanan Birleşmiş Milletler İnsan Yerleşimleri Konferansı (Habitat II) Deklarasyonun üzerinden 28 yıl, 18.500’e yakın insanımızın yaşamını yitirdiği 17 Ağustos 1999 Marmara depremin üzerinden ise 25 yıl geçti, değişen bir şey yok!Yapılan bilimsel araştırmalar ve yaşanan afet olayları açıkça göstermiştir ki, ülkemiz yerleşimlerindeki jeolojik, yapısal, ekolojik, sosyal, kültürel ve yönetsel kırılganlıklar o derece yüksektir ki doğa olayları meydana geldiklerinde hızla birer afete dönüşerek önemli can ve mal kayıplarının yaşanmasına yol açabilmektedir. Öte yandan dünya genelinde ise iklim değişikliğinin etkileriyle afet olaylarının sıklığında ve şiddetinde önemli artışlar yaşanmaya başlamıştır. Bu durum nedeniyle ülkemizde kamu yönetiminin en temel görevlerinden biri gelecekte meydana gelebilecek afetlerden toplumu koruyacak risk azaltma politikalarını uygulamaktır.Afetlerden toplumu koruyacak politikaları geliştirmek ve uygulamak ister merkezi yönetim birimleri (Bakanlıklar, Genel Müdürlükler, Başkanlıklar vb.), ister yerel yönetimler (Valilik birimleri, Büyükşehir Belediyesi Başkanlıkları vb.) olsun kamu yönetiminin temel bir görevidir. Kamu yönetimi, diğer bir ifadeyle İdare, afet sonrasında acil yardım ve destekleri (gıda, geçici barınma, ilk yardım, ilaç vb.) sağlamak kadar afet öncesi gerekli koruyucu ve risk azaltıcı önlemleri alarak afet zararlarının ortaya çıkmasını engellemek veya en az seviyeye indirmekle de görevlidir. Türkiye gibi afetlerin sık yaşandığı bir coğrafyada kurulmuş ülkede, afetlere ilişkin görev ve sorumlulukları bütünlük içerisinde yerine getirmek temel bir kamu hizmeti olmanın yanı sıra İdarenin hukuksal bir sorumluluğudur. Bu bağlamda MUĞLA ilimiz açısından bakıldığında Muğla kenti deprem güvenliği ve Muğla'da yaşayan tüm vatandaşların can ve mal güvenliği için vakit kaybedilmeden gerekli önlemlerin acilen alınması gerekmektedir. Hiçbir yapı denetim kuruluşu fenni mesuliyetini üstlendiği yapının zemin ve temel etüt çalışmalarını yerinde denetimi esas alacak şekilde yapmamaktadır.  Muğla’yı en çok etkileyebilecek olan faylar; Muğla-Yatağan Fay zonu , Ula-Ören Fay Zonu, Karaova-Milas Fay zonu , Fethiye-Burdur Fay zonu olarak belirtilmiştir. Bu fayların meydana getirebilecekleri deprem büyüklükleri 7 ve üzerine çıkabilir niteliktedir. Ayrıca Muğla ve bağlı ilçelerinin önemli bir bölümü kıyı alanlarında, gevşek, suya doygun ve olası bir depremde sıvılaşmaya yatkın zemin birimleri üzerinde yer aldığı hususu da dikkate alındığında Muğla ve çevresinde yer alan faylarda meydana gelebilecek 7 ve üzeri bir depremde depremin doğrudan etkileri yanında sıvılaşma, yanal yayılma, heyelan ve kaya düşmesi, tsunami gibi ikincil nitelikteki etkilerinin de yaşanabileceği, bununda Muğla’da ağır hasar ve can kayıpları ile karşılaşılmasına neden olabileceği öngörülmektedir. Bu durumların önlenmesi amacıyla Muğla ilindeki ilçe belediyeleri, yapı denetim şirketleri ve yapı ruhsatı vermeye yetkili tüm kurumlara yasal mevzuat gereği “ruhsat eki etüt ve projeler ile yapının üretim süreçlerinin kamu adına denetimini” yapmakla sorumlu olan yapı denetim kuruluşlarının zemin ve temel etüt çalışmalarının yetkin Jeoloji Mühendislerince yerinde denetimi esas alacak şekilde denetlenmesi sağlanamamaktadır. Muğla Büyükşehir Belediyesinin Tmmob ve bağlı odalarıyla mesleki ve teknik işbirliği platformları oluşturarak mevzuat yetersizliğinden kaynaklı birçok problemi çözme –uygulama-yönetme ve denetleme konusundaki girişim ve uygulamalarını takdirle karşıladığımızı ve TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası olarak bu çalışmaları her alanda destek olduğumuzu belirtmek istiyoruz. Muğla Büyükşehir Belediyesinin öncülüğünde Tmmob İnşaat Mühendisleri Odası Muğla Şubesi, Tmmob Jeoloji Mühendisleri Odası Muğla İl Temsilciliği ve Muğla Barosunun koordinasyonunda 2025 yılında düzenlenen deprem çalıştayı sonucunda  sonuç raporunu izleme komitesi Muğla Büyükşehir Belediyesince oluşturulmuş izleme komitesinde ilgili meslek odaları yer almış ancak deprem çalıştayının sonuç bildirgesinde belirtilen tedbir ve önerilerin tam anlamıyla yerine getirilmesi konusunda yeterli çalışmaların yapılmadığı izlenmektedir. Yine Büyükşehir Belediyesinin Afet İşleri Dairesinin ve ilçe belediyelerinin afet şube müdürlüklerinin risk azaltma yapılanması bilimsel, teknik ve uluslarası standartlara uygun olarak oluşturulmamıştır. TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası olarak; bütün yerleşimlerin mikrobölgeleme çalışmalarının tamamlanmasını, mevcut yapı stokunun risk önceliğine göre güvenli hâle getirilmesini, yapı denetim ve zemin denetim sisteminin kamusal ve bağımsız bir anlayışla güçlendirilmesini ve afet eğitiminin toplumun bütün kesimlerine yaygınlaştırılmasını bir kez daha talep ediyoruz. Deprem sonrasında yaraları sarmaya dayalı anlayıştan, afet ve deprem öncesinde riskleri azaltan bütünleşik bir afet yönetimine geçmek zorundayız. Bilimin ve mühendisliğin gereklerini yerine getirmek bir tercih değil, kamusal sorumluluktur. Deprem kader değildir. Afetlere dirençli yerleşimler mümkündür ve güvenli yaşam herkesin hakkıdır. Bu hakkı AFETLERE HAZIRLIKLI VE DİRENÇLİ YERLEŞİMLER BİR TERCİH DEĞİL KAMUSAL BİR ZORUNLULUK olarak gören anlayışlar korur ve yaşatabilir. 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nde yaşamını yitiren yurttaşlarımızı bir kez daha saygıyla anıyor; başta yerel ve merkezi yönetimler olmak üzere tüm toplumsal kesimleri afet risklerinin azaltılması konusunda kamusal ve bilimsel çözümler ve politikalar temelinde daha duyarlı olmaya davet ediyoruz.” ifadelerini kullandı.HABER: OSMAN ACAR / MUĞLA

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN, ERZURUMSPOR HEYETİNİ KABUL ETTİ
15.08.2026 10:49

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN, ERZURUMSPOR HEYETİNİ KABUL ETTİ

ERZURUM-  Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen, Erzurumspor Kulüp Başkanı Ahmet Dal, Erzurumspor’un teknik heyeti ve sporcuları Başkent’te kabul etti. Büyükşehir Belediye Başkanı ve aynı zamanda Erzurumspor F.K Onursal Başkanı Mehmet Sekmen, Erzurumspor F.K Başkanı Ahmet Dal, Teknik Direktör Serkan Özbalta ve takım kaptanları Mustafa Yumlu, Eren Tozlu ile Orhan Ovacıklı’nın yer aldığı kabulde, şampiyonluk kupası Cumhurbaşkanı Erdoğan’a takdim edildi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ndeki kabulde, 1. Lig'de geçen yıl verilen kıyasıya mücadelenin ardından elde ettikleri başarılardan dolayı Erzurumspor’u tebrik etti, Süper Lig'deki tüm takımlara başarılar diledi. Ülkenin üç farklı bölgesini, üç önemli şehrini temsil eden kulüplerin geçen yıl ortaya koydukları üstün performansla Anadolu futbolunun gücünü, kalitesini ve köklü kültürünü herkese tekrar gösterdiğini ifade eden Erdoğan, yerli yabancı, genç, tecrübeli sporcu dengesiyle, teknik kadroların özverili ve nitelikli çalışmalarıyla başarıya ulaşan kulüplerin daha da güçlenen kadrolarıyla Erzurumlu, Diyarbakırlı ve Çorumlu futbolseverlerin göğsünü kabartacağına yürekten inandığını söyledi. Erdoğan, bu yıl Süper Lig'de rekabetin ve kalitenin çok yüksek olacağı bir sezonun kendilerini beklediğini dile getirdi. Hemen hemen tüm takımların önemli transferler yaptığını, lig hazırlıklarını son aşamaya getirdiğini hatırlatan Erdoğan, şunları kaydetti: “Avrupa kupalarına katılma hakkı elde eden kulüplerimiz ön elemeleri büyük oranda başarıyla sürdürüyor. Burada elbette sporcularımızın emeğinin yanı sıra Türk futbolunun her geçen gün gelişen kültürünün ve hükümet olarak futbolun gelişimi için tüm kulüplerimize verdiğimiz desteklerin önemli payı var. Çeyrek asra yakın iktidarımızda tüm spor kulüplerimizi destekledik. Eksikleri gidermeye, sporcularımızın nitelikli bir şekilde faaliyetlerini yürütmeleri için ne gerekiyorsa yapmaya çalıştık. Bunun da sonuçlarını hamdolsun tüm branşlarda elde ettiğimiz kulüp ya da milli takım seviyesindeki başarılarla aldık, alıyoruz. Sportif başarı elde etmek, zirveye çıkmak, orada kalmak elbette kolay değil. Biz yılmadan, pes etmeden çabalarımızı sürdürüyoruz, sürdüreceğiz.” “SPORDA REKABET ELBETTE SERT GEÇER”Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin sınırlarının hemen ötesinde yaşanan hadiseleri herkesin gördüğünü söyledi. "Etrafımız adeta yangın yerine çevrilmiş durumda. Çatışma, gerilim, kriz maalesef bölgemizde eksik olmuyor" ifadesini kullanan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Böyle sıkıntılı bir bölgenin tam ortasında Türkiye'miz bölgesinin istikrar ve huzur adası olarak öne çıkıyor. Türkiye'nin huzur ve güven içinde olmasından rahatsızlık duyanlar, bu vasfımıza gölge düşürmek için ellerinden geleni yapıyorlar. Bizim hep beraber bu oyunlara geçit vermememiz lazım. Sporda rekabet elbette sert geçer, tansiyon yükselir, bazen sinirler gerilir. Her takım kazanmak ister. Tüm taraftarlar gönül verdikleri kulübün şampiyon olmasını arzu eder. Kazanmak, şampiyon olmak kuşkusuz önemlidir ama hiçbir kupa ülkemizin huzurundan, kardeşliğinden, iç barışından daha değerli değildir. Bunun için hepimize sorumluluklar düşüyor. Tribünlerin kardeşlik iklimiyle dolması ve sahada ter döken oyuncularımızın sadece yetenekleriyle değil, duruşlarıyla da örnek olması gerekiyor. Bu konuda hangi ligde olursa olsun tüm kulüplerimizin gereken hassasiyeti göstereceğine inanıyorum.” BAŞKAN SEKMEN, DADAŞLARIN SELAMINI CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN’A İLETTİErzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen de, ziyarette Erzurumluların selamını Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a iletti. Başkan Sekmen, ziyaretle ilgili sosyal medya paylaşımında şu görüşlere yer verdi: “Erzurumspor Kulüp Başkanımız Ahmet Dal kardeşim, Teknik Direktörümüz Serkan Özbalta, Kaptanlarımız Mustafa Yumlu, Eren Tozlu ve Orhan Ovacıklı kardeşlerimizle birlikte; Dünya Liderimiz, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan Beyefendi’yi ziyaret ettik. Aziz şehrimizin gururu, Dadaşların gönlündeki en büyük sevdalardan biri olan Şampiyon Erzurumspor’umuzun formasını Zat-ı Âlilerine takdim ederek, Mavi Beyaz sevdamız üzerine hasbihal etme imkânı bulduk. Ziyaretimizde Dadaşların selamını, Erzurumspor’umuzun sevgisini ve hemşehrilerimizin muhabbetini Zat-ı Âlilerine arz ettik. Kendilerinin de kıymetli hemşehrilerimize ve bütün Erzurumspor camiamıza selamlarını aldık.Rabbim; Sayın Cumhurbaşkanımıza sağlık, sıhhat ve afiyet içerisinde uzun ömürler nasip eylesin. Bu vesileyle Dünya Liderimiz, Göz Bebeğimiz Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan Beyefendi’ye kabulleri nedeniyle şükranlarımı arz ediyorum.” "SÜPER LİG'DE DE TÜRK FUTBOLUNA RENK KATACAĞIZ"Erzurumspor Başkanı Ahmet Dal da zor süreçlerden geçtikten sonra geçen yıl 1. Lig tarihinin rekorunu kırarak güzel bir şampiyonluk elde ettiklerini, aynı şekilde Süper Lig'de de bu başarıyı sürdürmek istediklerini dile getirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın futbola, futbolcuya, spora, sporcuya, gençliğe verdiği önem doğrultusunda sorumluluklarını en güzel şekilde yerine getirmeye çalıştıklarını vurgulayan Dal, şunları kaydetti: “Erzurum şehri olarak futbolun kardeşlik, barış ve birleştirici ruhuna inanarak hareket ediyoruz. Sahada futbolcularımız, kenarda teknik direktörümüz, tribünde taraftarımızla buna uygun bir şekilde bu noktaya geldik. Rabbim nasip ederse aynı şekilde devam edip Süper Lig'de de Türk futboluna renk katacağız.” Ziyaretin ardından Başkan Mehmet Sekmen ile Erzurumspor Kulüp Başkanı Ahmet Dal, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a günün anısına Erzurumspor formasını hediye etti.

Yenilenen Yatağan Pazarında Yüzler Gülüyor
15.08.2026 10:43

Yenilenen Yatağan Pazarında Yüzler Gülüyor

Yenilenen Yatağan Pazarında Yüzler GülüyorMuğla Büyükşehir Belediyesi Yatağan’da 17 milyon 305 bin TL yatırımla pazar yerini yeniledi. Modern altyapısı, güçlendirilen çatısı ve serinletme sistemiyle hem pazar esnafına hem de vatandaşlara daha konforlu bir alışveriş ortamı sunuldu. Muğla Büyükşehir Belediyesi, kent genelinde yaşam kalitesini artırmaya yönelik yatırımlarına devam ediyor. Bu kapsamda Etüt ve Projeler Dairesi Başkanlığı tarafından Yatağan Pazaryeri'nde yürütülen kapsamlı yenileme çalışmaları tamamlandı.Pazaryerinin Çehresi Yapılan Çalışmalarla Değişti Yatağan Pazaryeri’nde yürütülen çalışmalar kapsamında alan çatıdan zemine kadar baştan sona yenilendi. Proje ile pazaryerinin çatı yüksekliği artırılarak daha ferah bir kullanım sağlanırken, yaz aylarında vatandaşların konforlu alışveriş yapabilmesi amacıyla serinletme sistemleri kuruldu. Mevcut çelik yapı ilave kolonlarla güçlendirilirken çatı örtüsü sandviç panellerle yenilendi.Çalışmalar çerçevesinde iş yerlerinde doğrama ve kepenk imalatları yapılırken, iç ve dış cephelerde sıva ve boya tadilatları gerçekleştirildi. Pazaryeri zeminine çelik hasırlı saha betonu dökülerek dayanıklılık artırıldı; temizlik sırasında oluşan atık suların tahliyesi için drenaj kanalları oluşturuldu.Çakmak: “Pazaryerimiz Şimdi Çok Ferah ve Serin”Konforlu hale gelen pazaryeri ile ilgili konuşan pazar esnaflarından Melahat Çakmak, “Yenilenmeden önce pazaryerimizin tavanları çok dökülüyordu, su aktığı için suyun içinde kalıyorduk kışın sorunlar yaşıyorduk. Yazın da çok basık ve sıcak oluyordu. Şimdi çok ferah ve serin. Ahmet Başkanımıza çok teşekkür ederiz, çalışan herkesin ellerine sağlık.” dedi. Özdemir: “Hem Biz Hem de Alışveriş Yapan Vatandaşlar Çok Rahatladı”Uzun yıllardır Yatağan’da esnaflık yapan Bayram Özdemir, “52 senedir burada pazarcılık yapıyorum, yapılan hizmete bakınca çok güzel olduğunu görüyoruz. Yenilenmeden önce bu alan çok basıktı hava almıyordu. Tavan yüksekliği artınca basıklıktan kurtulduk. Zeytin, peynir gibi ürünler sattığımız için de çok hassas davranmamız gerekiyor. Serinleticiler sayesinde de hem biz hem de alışveriş yapan vatandaşlar çok rahatladı.” şeklinde konuştu. Çilek: “Serin ve Bakımlı Bir Pazaryerine Kavuştuk”Yenileme çalışmaları ile pazaryerinin daha kullanışlı olduğunu aktaran Nazife Çilek, “Öncekine göre çok güzel ve kullanışlı bir yerimiz oldu. 6 yıldır burada satış yapıyorum. Bakımlı olmayan bir pazaryerinden ferah, serin ve bakımlı bir pazaryerine kavuştuk. Büyükşehir Belediyesi’ne ve Ahmet Başkanımıza çok teşekkür ederiz.” dedi.Başkan Aras: “Vatandaşlarımızın Konforlu Ortamlarda Alışveriş Yapmasını Önemsiyoruz”Kıyı Belediyeler Birliği ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, vatandaşların güvenli, sağlıklı ve konforlu alışveriş yapabilmesi için yenilenen Yatağan Pazaryeri ile alakalı, “Pazaryerleri kent yaşamının en önemli buluşma noktalarından biridir. Bu nedenle vatandaşlarımızın ve pazar esnafımızın daha modern, güvenli ve konforlu alanlarda vakit geçirmesini önemsiyoruz. Yatağan’da uzun süredir beklenen yenileme çalışmasını tamamlayarak pazaryerimizi daha işlevsel bir hale getirdik. Esnafımızın çalışma koşullarını iyileştirirken vatandaşlarımızın da daha ferah ve sağlıklı bir ortamda alışveriş yapmasını sağladık. Muğla’nın ihtiyaç duyulan her noktasında yaşam kalitesini artıran yatırımlarımızı sürdürmeye devam edeceğiz.”HABER: OSMAN ACAR / MUĞLA

Mehmet Kaleoğlu’ndan Yenilikçi İşletmecilik Anlayışı
15.08.2026 10:33

Mehmet Kaleoğlu’ndan Yenilikçi İşletmecilik Anlayışı

GAZİANTEP-Kaleoğlu Maprası İşletme Sahibi Mehmet Kaleoğlu, geleneksel lezzetleri günümüzün damak zevkine uygun farklı sunumlarla buluşturmaya önem verdiklerini belirterek, misafir memnuniyetini her zaman ön planda tuttuklarını ifade etti.Kaleoğlu, “Amacımız sadece kahve ikram etmek değil, misafirlerimize güzel bir ortam, farklı bir lezzet ve unutamayacakları bir deneyim yaşatmak. Soğuk menengiç kahvesini de bu anlayışla ortaya çıkardık. Gelen misafirlerimizin beğenmesi ve yeniden gelmek istemesi bizim için en büyük mutluluk” dedi.Gaziantep’in kültürel ve gastronomik zenginliklerini yaşatmaya önem veren Kaleoğlu, canlı müzik ve şiir etkinlikleriyle de Kaleoğlu Maprası’nı lezzet, sanat ve sohbetin buluştuğu özel bir mekân haline getirmeyi hedeflediklerini söyledi.Kaleoğlu Maprası’nda Soğuk Menengiç Kahvesi Rüzgârı: Farklı Lezzet, Canlı Müzik ve Şiir KeyfiGaziantep’in dikkat çeken mekânlarından Kaleoğlu Maprası, geleneksel menengiç kahvesine getirdiği farklı yorumla vatandaşların ve kenti ziyaret eden yerli turistlerin ilgi odağı oldu. Mekânın işletme sahibi Mehmet Kaleoğlu tarafından hazırlanan soğuk menengiç kahvesi, özellikle sıcak yaz günlerinde misafirlerden tam not aldı.Kaleoğlu, klasik menengiç kahvesinden farklı bir lezzet ortaya çıkardıklarını belirterek, “Misafirlerimize farklı ve özel bir tat sunmak istedik. Soğuk menengiç kahvemiz büyük ilgi gördü. Gelen misafirlerimizden aldığımız olumlu tepkiler bizleri çok mutlu ediyor. Herkesi bu farklı lezzeti tatmaya davet ediyoruz” dedi.Lezzetin yanında sanat da varKaleoğlu Maprası’nda soğuk menengiç kahvesinin yanı sıra canlı müzik ve şiir dinletileri de ziyaretçilere keyifli anlar yaşatıyor. Mekânda sahne alan sanatçıların müzikleri eşliğinde kahvelerini yudumlayan vatandaşlar, sıcak yaz akşamlarında hoş vakit geçiriyor.Hatay’dan gelen şair Sibel Çağlayan da seslendirdiği şiirlerle geceye ayrı bir renk kattı. Çağlayan’ın şiirleri, mekânda bulunan misafirlerden büyük beğeni toplarken, kahve, müzik ve şiirin buluştuğu atmosfer unutulmaz anlara sahne oldu.Hataylı Şair Sibel Çağlayan’dan Mehmet Kaleoğlu’na Anlamlı HediyeHataylı şair Sibel Çağlayan, Kaleoğlu Maprası İşletme Sahibi Mehmet Kaleoğlu’nu ziyaret ederek, kendi kitabını imzalayıp takdim etti. Şiir ve sanatın güzel bir sohbet ortamında buluştuğu gecede, Çağlayan’ın bu anlamlı jesti memnuniyetle karşılandı. İmzalı kitabı büyük bir mutlulukla kabul eden Mehmet Kaleoğlu, şair Sibel Çağlayan’a nazik hediyesi ve güzel şiirleri için teşekkür etti. Çağlayan’ın şiirleri, gecede mekânda bulunan misafirlere de keyifli ve anlamlı anlar yaşattı. Kaleoğlu Maprası, farklı lezzetleri ve sanat dolu etkinlikleriyle Gaziantep’in sosyal ve kültürel yaşamına renk katmaya devam ederken, özellikle soğuk menengiç kahvesiyle yaz aylarının yeni gözde lezzetlerinden biri olma yolunda ilerliyor. HABER: ALİ DUYSAK 

Gülşen Gazel: “Bir Sonraki Etkinliğimiz Daha İyi Olacak”
15.08.2026 01:37

Gülşen Gazel: “Bir Sonraki Etkinliğimiz Daha İyi Olacak”

GAZİANTEP-Gaziantep Büyükşehir Belediyesi ile Anadolu  Yazarlar Derneği iş birliğinde düzenlenen 1. Şiir Dinletisi, şair ve ozanları sanatseverlerle buluşturdu. Programda şiir, edebiyat ve sanat üzerine önemli değerlendirmeler yapılırken, etkinliğin duyuru ve katılım sürecine ilişkin görüşler de dile getirildi.Gaziantep Büyükşehir Belediyesi ile Anadolu  Yazarlar Derneği tarafından ortaklaşa gerçekleştirilen 1. Şiir Dinletisi, şair, ozan, yazar ve sanatseverleri bir araya getirdi. 4  gün süren sanat festivalinin ardından düzenlenen etkinlikte şiirler seslendirilirken, edebiyat ve sanat dünyasına ilişkin değerlendirmeler de yapıldı.Gülşen Gazel: “Bir Sonraki Etkinliğimiz Daha İyi Olacak”Etkinliğin ev sahiplerinden Anadolu Yazarlar Derneği Başkanı Gülşen Gazel ise üç gün süren festivalin kendileri açısından önemli bir başlangıç olduğunu belirtti.Gazel, düzenlenen festivalin 1. etkinlik olması nedeniyle bazı eksikliklerin yaşanmış olabileceğini ifade ederek, “Elbette hatalarımız ve eksikliklerimiz olmuştur. Bunlardan ders çıkaracağız. Bir sonraki etkinliğimizi daha iyi planlayarak, daha geniş bir katılımla gerçekleştirmek için çalışmalarımızı sürdüreceğiz.” değerlendirmesinde bulundu.Gülşen Gazel, festival ve şiir dinletisine şehir içinden ve şehir dışından katılım sağlayan tüm sanatseverlere teşekkür ederek, sahne alan şair, ozan, yazar ve sanatçılara da katkılarından dolayı minnettar olduklarını ifade etti.Sanatın birleştirici gücüne dikkat çeken Gazel, bu tür organizasyonların yalnızca bir günlük programlar olarak görülmemesi gerektiğini belirterek, Gaziantep’in kültür ve sanat hayatına katkı sunacak yeni etkinliklerin devam edeceğini söyledi.Ahmet Demiray, okuma yazma bilmediği dönemlerden başlayarak üç kitabının ortaya çıkış hikâyesini anlattı. Demiray, eserlerinin oluşum sürecini ve şiire olan bağlılığını katılımcılarla paylaşarak, insanın gönlünde taşıdığı duygu ve düşüncelerin sanat yoluyla ifade edilebileceğine dikkat çekti.Etkinlikte ayrıca Adanalı şair ve ülkücü şehidi Mehmet Çapar’ın eşi, Antep gelini ve şiirleriyle tanınan Hülya Özcan Çapar da yer aldı. Çapar, “Kitabımın İmza Stadı” programı ve gerçekleştirdiği çalışmalar hakkında bilgi verdi. Etkinliğin kısa bir zaman diliminde duyurulması nedeniyle daha geniş bir katılımın sağlanamamasından duyduğu üzüntüyü dile getiren Çapar, bu tür kültür ve sanat programlarının daha önceden duyurulmasının önemine vurgu yaptı.Oğuzeli Sevdalılar Derneği Başkanı ve şair Mehmet Baycan da programda yaptığı değerlendirmede, etkinliğe katılımın beklenen seviyede olmamasının kendisini üzdüğünü ifade etti. Baycan, kültür ve sanat etkinliklerinin daha geniş kitlelere ulaştırılabilmesi için tanıtım ve duyuruların etkinlikten haftalar önce yapılması gerektiğini belirtti.Baycan, sanat adına böyle anlamlı bir programın hazırlanmasına öncülük eden Anadolu Birliği Yazarlar Derneği Başkanı Gülşen Gazel’e de teşekkür ederek, sanatın ve edebiyatın yaşatılması adına gerçekleştirilen çalışmaların önemli olduğunu söyledi. “Sanat İçin Daha Fazla Birliktelik”Programda yapılan konuşmalarda ortak mesaj ise sanat ve edebiyat etkinliklerinin daha geniş kitlelere ulaştırılması oldu. Şair ve yazarların eserlerini tanıtabilmeleri, gençlerin şiir ve edebiyata ilgisinin artırılması ve kültürel değerlerin gelecek kuşaklara aktarılması açısından bu tür organizasyonların büyük önem taşıdığı ifade edildi. HABER: ALİ DUYSAK 

Çıkrıkçı Barınağı’ndaki Sokak Hayvanları Sıcak Havalarda Gölgelik Bekliyor
14.08.2026 22:15

Çıkrıkçı Barınağı’ndaki Sokak Hayvanları Sıcak Havalarda Gölgelik Bekliyor

BALIKESİR- Balıkesir’in Edremit ilçesinde bulunan Çıkrıkçı Barınağı’ndaki sokak hayvanları, yaz sıcakları nedeniyle zor günler geçiriyor.Barınakta bulunan hayvanların, özellikle günün sıcak saatlerinde güneş altında kaldığı belirtilirken, sıcaklardan korunmaları ve serinleyebilmeleri amacıyla yapılması planlanan gölgeliklerin henüz tamamlanmadığı öğrenildi.Hayvanseverler, yüksek sıcaklıkların sokak hayvanları açısından ciddi risk oluşturabileceğine dikkat çekerek, barınakta gerekli gölgelendirme çalışmalarının bir an önce tamamlanmasını istiyor.Çıkrıkçı Barınağı’nda yaşayan hayvanların güneşten korunabilmesi için gölgelik alanların oluşturulması ve uygun koşulların sağlanması çağrısında bulunan vatandaşlar, çalışmaların hızlandırılmasını bekliyor.Özellikle yaz aylarında hayvanların suya ve serin, gölgeli alanlara erişiminin büyük önem taşıdığına dikkat çekilirken, barınaktaki şartların iyileştirilmesi için gerekli düzenlemelerin kısa sürede yapılması talep ediliyor. HABER: FERDA NAYMAN - BALIKESİR

alt alan
alt alan

Öne Çıkan Videolar

Yukarı