logo
Yükleniyor...
logo
add image

Ağrı kesici her zaman çözüm değil! Migren, ‘aşırı ilaç kullanımına bağlı baş ağrısı’na dönüşebilir!
Haber mehmet mustafa doğan | 10.01.2026 21:13

Ağrı kesici her zaman çözüm değil! Migren, ‘aşırı ilaç kullanımına bağlı baş ağrısı’na dönüşebilir!

Migren, ‘aşırı ilaç kullanımına bağlı baş ağrısı’na dönüşebilir!Migrenin, şiddetli ve yaşam kalitesini düşüren özellikli bir baş ağrısı oldu...


add image
Ağrı kesici her zaman çözüm değil! Migren, ‘aşırı ilaç kullanımına bağlı baş ağrısı’na dönüşebilir!
10.01.2026 21:13

Ağrı kesici her zaman çözüm değil! Migren, ‘aşırı ilaç kullanımına bağlı baş ağrısı’na dönüşebilir!

Migren, ‘aşırı ilaç kullanımına bağlı baş ağrısı’na dönüşebilir!Migrenin, şiddetli ve yaşam kalitesini düşüren özellikli bir baş ağrısı olduğunu belirten uzmanlar, atakların 3 saatten 3 güne kadar sürebildiğini söylüyor.çoğu zaman ışık, ses hassasiyeti ile bulantı ve kusmanın migrene eşlik ettiğini dile getiren Nöroloji Uzmanı Dr. Celal Şalçini, “Migren ataklarını tetikleyen pek çok faktör bulunur. En sık karşılaşılan tetikleyiciler arasında; parlak ışıklar, keskin ve yoğun kokular, mayalı içecekler, lodos, aromatik yiyecekler, çikolata ve bazı kişilerde çilek yer alır.” dedi. Uzun süreli ve sık ağrı kesici kullanımının ise ayrı bir baş ağrısı tablosuna yol açabildiğine vurgu yapan Dr. Şalçini, migrenin doğru tanı ve düzenli tedaviyle kontrol altına alınabilen bir hastalık olduğunu hatırlattı.Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Celal Şalçini, migrenin türleri, belirtileri, tetikleyicileri, tedavi yaklaşımları ve ne zaman doktora başvurulması gerektiği hakkında bilgi verdi. Migren atakları 3 saat ile 3 gün arasında sürebiliyor!Migrenin, primer baş ağrıları grubunda yer alan, kendine özgü özellikleri olan bir baş ağrısı türü olduğunu dile getiren Dr. Celal Şalçini, “En belirgin özellikleri; genellikle tek taraflı olması, zonklayıcı karakterde seyretmesi ve nabız atışı gibi hissedilmesidir.” dedi.Migren atağı sırasında ışık ve sesten rahatsızlık, bulantı ve kusmanın sık görüldüğüne işaret eden Dr. Şalçini, “Fiziksel aktiviteyle birlikte ağrının artması tipiktir. Merdiven çıkmak, eğilmek, öksürmek, ıkınmak veya zorlanmak ağrıyı artırır ve hasta bu aktivitelerden kaçınma eğilimindedir. Migren atakları 3 saat ile 3 gün arasında sürebilir ve genellikle oldukça şiddetlidir. Ağrı şiddeti, sıfırdan 10’a kadar yapılan değerlendirmelerde çoğunlukla 7-8 düzeyindedir.” şeklinde konuştu.Auralı migren, baş ağrısından önce görülen belirtilerle ortaya çıkar!Migrenin kendi içinde tipleri olduğunu hatırlatan Dr. Celal Şalçini, “Bunların en temel ayrımı auralı migren ve aurasız migren şeklindedir. Klinik pratikte her iki tip de görülür.” dedi.Auralı migrenin, hastanın baş ağrısı başlamadan önce hissettiği bazı yakınmalarla kendini gösterdiğini ifade eden Dr. Şalçini, “Bu belirtiler çoğunlukla görsel problemler şeklinde ortaya çıkar; ancak diğer duyusal sistemleri ya da motor fonksiyonları etkileyen belirtiler de görülebilir. En sık karşılaşılan aura türü görsel auradır. Baş ağrısı başlamadan yaklaşık yarım saat önce ortaya çıkan bu dönemde; görme alanının bir tarafında zikzaklı ya da parlamalı çizgiler, görme bulanıklığı, ışık patlamaları, ışık çakmaları, buzlu cam arkasından bakıyormuş hissi veya gökkuşağı renklerinde şekiller görülebilir. Bu süreçte henüz baş ağrısı yoktur. Aura belirtileri geçtikten yaklaşık yarım saat sonra baş ağrısı başlar. Bu nedenle hastanın aurayı tanıması önemlidir. İlk kez yaşayan hastalar doğal olarak endişe duyabilir; ancak aura, migrenin bilinen ve tanımlanmış bir evresidir.” açıklamasını yaptı.Hasta, kendi tetikleyicilerini fark edebilmeli!Migren ataklarını tetikleyen pek çok faktör olduğuna değinen Dr. Celal Şalçini, “En sık karşılaşılan tetikleyiciler arasında; parlak ışıklar, keskin ve yoğun kokular, mayalı içecekler, lodos, aromatik yiyecekler, çikolata ve bazı kişilerde çilek yer alır.” dedi.Deterjanlar, parfümler, barometrik basınç değişiklikleri, klima ortamları ve bir yerden başka bir yere yapılan yolculukların da migren atağını tetikleyebileceğini kaydeden Dr. Şalçini, “Mantar ve şarap gibi mayalı ürünler de bazı hastalarda atağa yol açabilir. Tetikleyiciler kişiden kişiye değişir. Bu nedenle en önemli nokta, hastanın kendi tetikleyicilerini fark etmesi ve ayırt edebilmesidir. Bir faktörün migreni tetiklediğini fark eden hastanın, mümkün olduğunca bu durumdan kaçınması gerekir.” uyarısını yaptı.Ayda 10-15 günden fazla ağrı kesici kullanımı, ‘aşırı ilaç kullanımına bağlı baş ağrısı’na yol açabilir!Sürekli ağrı kesici kullanımının doğrudan migreni tetiklemediğini, ancak baş ağrısı sınıflamasında ‘aşırı ilaç kullanımına bağlı baş ağrısı’ adı verilen ayrı bir baş ağrısı tipi olduğunu vurgulayan Dr. Celal Şalçini, “Bu durum özellikle migren ve diğer baş ağrısı hastalarında, sık ve düzenli ağrı kesici kullanımına bağlı olarak gelişir.” dedi.Dr. Şalçini bu durumu şöyle açıkladı:“Eğer bir kişi ayda 10-15 günden fazla (kullanılan ilacın türüne göre değişmekle birlikte) ağrı kesici kullanıyor ve baş ağrısı sürekli hâle gelmişse, bu durum aşırı ilaç kullanım baş ağrısı olarak değerlendirilir. Bu tablo hem tanıyı zorlaştırır hem de tedavi sürecini karmaşıklaştırır. Bu hastalarda öncelikle aşırı ilaç kullanımının kesilmesi hedeflenir. Ardından esas baş ağrısının tedavisine geçilir. Bu durumun kendine özgü bir hastalık adı ve yaklaşımı vardır.”Bazı kişilerde ömür boyu sürebilirken, bazı kişilerde zamanla ortadan kalkabilir!Migrenin tamamen geçip geçmeyeceğinin oldukça tartışmalı bir konu  olduğunu aktaran Dr. Celal Şalçini, “Migren bazı kişilerde ömür boyu sürebilirken, bazı kişilerde zamanla tamamen ortadan kalkabilir.” dedi.Migren tedavisinde iki temel yaklaşım olduğunu belirten Dr. Şalçini, “İlk yaklaşım, yalnızca atak sırasında ilaç kullanılmasıdır. Ayda bir kez, hafif şiddette ve istirahatle geçen ağrıları olan hastalarda genellikle bu yöntem yeterlidir. Ancak haftada bir veya daha sık görülen, birkaç gün süren, şiddetli ve iş ya da sosyal hayatı bozan atakları olan hastalarda hem atak tedavisi hem de koruyucu tedavi uygulanır. Koruyucu tedavinin amacı, atakların sıklığını ve şiddetini azaltmaktır.” bilgisini paylaştı.Hedeflenen iyilik hâline ulaşıldıktan sonra en az 6-9 ay boyunca bu durumun sürmesinin beklendiğini aktaran Dr. Şalçini, “Bu sürenin ardından ilaçlar yavaşça kesilir. Eğer hasta bu dönemde ataksız kalırsa tedavi başarılı kabul edilir. Bazı hastalarda ataklar uzun süre geri gelmezken, bazı hastalarda ilaç kesildikten sonra tekrar başlayabilir.” şeklinde konuştu.Migren, tedavi edilebilir bir hastalık!Migreni olan hastaların mutlaka bir hekime başvurması gerektiğine dikkat çeken Dr. Celal Şalçini, “Özellikle ayda 3-4’ten fazla, şiddetli ve yaşam kalitesini bozan baş ağrıları olan kişilerin doktora başvurması önemlidir.” dedi.Ayrıca bazı alarm bulguları olduğu uyarısını yapan Dr. Şalçini, sözlerini şöyle tamamladı:“Hayatında ilk kez ortaya çıkan baş ağrısı, 50 yaşından sonra başlayan baş ağrısı, baş ağrısına eşlik eden duyusal ya da motor belirtiler, ilaçlara yanıt vermeyen ağrılar ve çok sık tekrar eden baş ağrıları mutlaka değerlendirilmelidir.Migren, tedavi edilebilir bir hastalıktır. Günümüzde klasik ilaçların yanı sıra yeni nesil, halk arasında ‘aşı’ olarak adlandırılan enjeksiyonlar, ağızdan kullanılan akıllı ilaçlar ve botulinum toksini gibi farklı tedavi seçenekleri mevcuttur. Hastanın tetikleyicilerini tanıması, tedaviye uyum göstermesi ve doktoruyla iş birliği içinde olması tedavi başarısını artırır. Ayrıca hastaya eğitim verilmesi büyük önem taşır. Çünkü her baş ağrısı migren değildir; stres tipi baş ağrıları gibi farklı baş ağrıları da görülebilir. Zamanla hangi ağrının migren, hangisinin stres kaynaklı olduğunu ayırt etmeyi öğrenen hastalarda tedavi başarısı belirgin şekilde artar. Bu bilinçlenme, hem hasta hem de hekim açısından süreci kolaylaştırır.”

Eczacıbaşı Dynavit, ligde üst üste 9. galibiyetini aldı
10.01.2026 20:45

Eczacıbaşı Dynavit, ligde üst üste 9. galibiyetini aldı

Eczacıbaşı Dynavit, Vodafone Sultanlar Ligi’nin on beşinci haftasında evinde İlbank’ı konuk ederek rakibini 25-18, 25-23 ve 25-9’luk skorlarla 3-0 mağlup etti.Turuncu beyazlıların sayısıyla başlayan karşılaşmanın ilk bölümünde ev sahibi ekip farkı açarak rakibinin öne geçmesine izin vermedi. Savunma ve hücum organizasyonunu etkili kuran Eczacıbaşı Dynavit seti 25-18 kazanarak setlerde 1-0 öne geçti.Ralliyle başlayan ikinci setin ilk bölümü karşılıklı sayılarla devam etti fakat Eczacıbaşı Dynavit kısa sürede farkı 6 sayıya kadar açtı. Setin bitmesine doğru konuk ekip eşitliği yakalasa da turuncu beyazlılar rakibine fırsat vermedi ve Ebrar’ın blok sayısıyla sete nokta kondu. Ev sahibi takım ikinci seti 25-23 kazandı ve durum 2-0 oldu. Üçüncü setin başlarında 4-0’lık bir seri yakalayan ev sahibi ekip momentumu ilk anlarda eline almayı başardı. Emily Maglio’nun blok sayılarıyla savunma organizasyonunu etkili kuran Eczacıbaşı Dynavit, setin ortalarına doğru farkı açarak son seti 25-9 kazandı ve maçtan 3-0’lık net bir galibiyetle ayrıldı.Aldıkları 15’er sayıyla Emily Maglio ve Kathryn Boden karşılaşmanın en skorer isimleri oldu. Eczacıbaşı Dynavit’li oyuncular toplamda 13 blok ve 5 servis sayısı elde etti.

Ev Alırken, Zemine de Dikkat Edilmeli
10.01.2026 18:39

Ev Alırken, Zemine de Dikkat Edilmeli

Jeofizik uzmanları birinci derecede deprem bölgesi üzerinde yer alan İzmir'de konut seçerken özellikle sağlam zemin konusunda dikkatli olunması gerektiğine dikkat çekiyor. Tanyer Yapı Zemin Grubu Koordinatörü İnşaat Yüksek Mühendisi Batuhan Tozburun, İzmir'de özellikle zemin sıvılaşması riski taşıyan bölgelerden ev alınırken bilinçli davranılması gerektiğini söyledi. Sağlam binanın inşası için sağlam zemin gerektiğini belirten Tozburun, zemin çalışmalarınınprojenin ömrünü uzattığını ve bina değerini artırdığını da dile getirdi. Tozburun sözlerini şöyle sürdürdü: “Deprem, ülkemizin en öncelikli sorunlarının başında geliyor. Zemin iyileştirmeleri binanın toplam maliyetinin yüzde 20 – 30'unu oluşturuyor. Eğer gerektiği şekilde yapılırsa geri kalan yüzde 70'lik kısmın maliyetini de korumuş oluyor. Milyonlarca liralık bir binanın zeminine gereken önem verilmezse o bina depreme ve diğer etkilere karşı daha dayanıksız oluyor. Zemin iyileştirme çalışmaları binaların ömrünü uzatıyor ve projeye değer katıyor”ZEMİN ÇALIŞMALARI ÖNEMLİDepremle mücadeleye önce zeminden başlanması gerektiğinin altını çizen Batuhan Tozburun, “Bu nedenle profesyonel yapı firmaları zemin iyileştirme çalışmalarına özel önem gösteriyor. İzmir, birinci derecede deprem bölgesi üzerinde yer alan bir kent olarak risk altında. Olası bir depremde maddi ve manevi anlamda çok büyük kayıplar verebiliriz. Bu konuda vatandaşların bilinçlenmesi, yerel yönetim ve hükümet tarafından acil adımların atılması gerekiyor. Kentsel dönüşümle birlikte yaşlı ve depreme dayanıksız konut stoğunun bir an önce ada bazlı dönüştürülmesi yaşamsal önem taşıyor”diye konuştu.DENEYİMLİ BİR EKİP Tanyer Yapı Zemin Grubu olarak, gerek iş hacmi gerekse de referans anlamında iyi bir seviyede olduklarını belirten Tozburun, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bölgesel hizmet vermemize rağmen Türkiye'de zemin konusunda sektördeki ilk 5 firma arasında yerimizi aldık. Son 5 yılda beri her yıl ortalama yüzde 20 büyürken geçtiğimiz yıl bu büyüme oranı yüzde yüze ulaştı. Zemin mühendisliği ve temel çalışmaları alanında 200 kişiye yakın deneyimli bir ekip ve geniş bir makine parkına sahibiz. Jet grout, baret kazık ve diyafram duvar gibi farklı uygulamaları aynı anda yapabiliyoruz. Sektörde çok önemli deneyim ve referanslara da sahibiz. Ege Bölgesi'nden sonra İstanbul'da da hizmet vermeye başladık. Fakat sadece İzmir'de bile bu alanda gerçekleştirilecek çok iş var. İnsan kaynağı alanında da önemli yatırımlar yaptık. Hem teknik bilgisi, hem de deneyimi yüksek personele sahibiz. Firmalara bütüncül bir hizmet modeli sunuyoruz. Farklı hizmetleri tek elden anahtar teslim sunabiliyoruz. Hizmet kalitesi ve hız konusunda da avantaj sağlamış oluyoruz”

Borçlarımızın yapılandırılması için uygun bir çözüm bekliyoruz
10.01.2026 18:04

Borçlarımızın yapılandırılması için uygun bir çözüm bekliyoruz

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, basın mensuplarının kent gündemine ilişkin sorularını yanıtladı. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan ile yaptığı görüşmeye değinen Tugay, belediyenin mali yapısını güçlendirmeye yönelik yürütülen çalışmaları aktardı. Tugay, “Genel olarak kurumun mali yapısını düzeltmek için yoğun bir çaba içinde olduğumuzu, SGK ve vergi borçlarımızın ödenmesine ilişkin de uygun bir yapılandırma beklentimizi ilettim. Bu konuyu değerlendireceklerini ifade ettiler” dedi.İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, basın mensuplarının gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. Başkan Tugay, önceki gün Ankara’da Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan ile gerçekleştirdiği görüşmenin ayrıntılarını paylaştı. Görüşmede İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin SGK ve vergi borçlarının ele alındığını belirten Tugay, “Kurumun mali yapısını düzeltmek için yoğun bir çaba içinde olduğumuzu ve borçlarımızın ödenmesine ilişkin uygun bir yapılandırma beklentimizi ilettim. Bu konuyu değerlendireceklerini ifade ettiler. Olumlu bir havada geçen görüşme oldu. Sayın Bakanımızın çocukluğu ve gençliği İzmir’de geçmiş, kenti iyi tanıyor. Bizi son derece nazik karşıladı, kendisine teşekkür ediyorum” dedi.Karşıyaka Belediyesi'ni başladığıma göre daha iyi durumda bıraktımKarşıyaka Belediyesi’nin ekonomik durumuyla ilgili değerlendirme yapan Başkan Tugay, görev süresi boyunca belediyenin karşı karşıya kaldığı koşullara dikkat çekti. Göreve başladığında Karşıyaka Belediyesi’nin zaten ciddi bir borç yükü altında olduğunu belirten Tugay, “Borç olarak ifade edilen kalemlerin büyük bölümü SGK ve vergi borçlarıydı ve söylenen rakamlardan daha düşüktü. Pandemi süreci, ardından İzmir depremi ve yaşanan ekonomik kriz belediyelerin gelirlerini ciddi biçimde etkiledi” dedi. Tüm bu olumsuzluklara rağmen belediyeyi daha iyi bir noktada devrettiğini vurgulayan Tugay, “Bu koşullara rağmen Karşıyaka Belediyesi’ni göreve başladığıma kıyasla daha iyi durumda bıraktığımı biliyorum. Diğer ilçe belediyelerinde olduğu gibi her zaman destek olmaya hazır olduğumu ifade ettim ancak beklediğimiz iş birliğini göremedik” diye konuştu.Katı atık tesisi için görüşmeler sürüyorİzmir Büyükşehir Belediyesi’nin katı atık entegre tesisi için yer seçimine  yönelik yorumlara da yanıt veren  Başkan Tugay, katı atık bertarafının büyükşehir belediyesinin yetki alanında olduğunu vurguladı. Tugay, “Çöp bertarafı Büyükşehir Belediyesi’nin sorumluluğunda olan ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile yürütülen bir süreçtir. ‘Ben isterim, istemem’ şeklinde yorum yapmak doğru değildir” dedi. Görev tanımlarına dikkat çeken Tugay, “İlçe belediyelerinin görevi sokaklardaki çöpleri toplamak, bizim görevimiz ise bu atıkların bertarafı için gerekli tesisleri kurmaktır. Bu planlamayı bakanlıkla birlikte yapıyoruz. Süreç adım adım ilerliyor” diye konuştu.Ulukent Kütüphanesi'nin devriUlukent Kütüphanesi’nin İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne devredilmesine yönelik talepler olduğuna ilişkin soruyu yanıtlayan Başkan Tugay, kendilerine bu yönde resmi bir başvuru ulaşmadığını söyledi. Tugay, “Bize yapılmış bir başvuru yok ancak büyük memnuniyet duyarız. Ulukent, hızlı büyüyen ve gelişen bölgelerimizden biri. Burada bir kütüphane yatırımına destek olmak ya da tamamen üstlenmek bizim için zor değil; aksine memnuniyetle yaparız. Yeter ki Menemen Belediyesi böyle bir talepte bulunsun ve resmi başvurusunu iletsin” dedi.

    Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz’ün 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü Kutlama Mesajı
10.01.2026 16:19

Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz’ün 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü Kutlama Mesajı

Değerli Basın Mensupları;Basın demokrasinin, özgür düşüncenin ve Cumhuriyet değerlerinin en güçlü taşıyıcılarından biridir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “ Basın, milletin müşterek sesidir” sözünde ifade ettiği gibi; toplumun doğru bilgiye ulaşmasını sağlayan, kamu vicdanını temsil eden çok önemli bir görevi yerine getirmektedir. Cumhuriyetimizin temelini oluşturan özgürlük, bağımsızlık ve çağdaşlaşma ideallerinin yaşatılmasında basın her zaman öncü bir rol üstlenmiştir. Kurtuluş Mücadelesi yıllarında dahi Anadolu’nun dört bir yanında halkı bilinçlendiren, milli iradeyi güçlendiren basın; Cumhuriyetimizin ilanıyla birlikte aydınlanma meşalesinin en güçlü taşıyıcısı olmuştur.Bugün de aynı sorumluluk bilinciyle, halkın haber alma hakkını savunan gazetecilerimiz, demokrasimizin vazgeçilmez unsurlarındandır.10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü, büyük bir özveriyle görev yapan basın emekçilerimizin emeklerinin hatırlanması açısından son derece anlamlıdır. Zor şartlar altında, gece gündüz demeden çalışan basın emekçileri doğruluk, tarafsızlık ve kamu yararı ilkeleri doğrultusunda toplumu bilgilendirerek Cumhuriyetimizin temel değerlerine önemli katkılar sunmaktadır.Basın kentlerimizin sesi, hafızası ve vicdanıdır. Şehrimizin sorunlarını, taleplerini ve güzelliklerini kamuoyuna taşıyan yerel basın mensuplarımız da; katılımcı demokrasinin güçlenmesine ve yerel yönetimlerin daha şeffaf bir anlayışla hizmet vermesine katkı sağlamaktadır. Yapıcı eleştirileri ve sorumlu habercilik anlayışlarıyla, biz yöneticiler için her zaman yol gösterici olmuşlardır.Bizler, Cumhuriyetimizin kazanımlarını korumanın ve Atatürk ilke ve devrimlerini yaşatmanın en önemli yollarından birinin; özgür, bağımsız ve güçlü bir basın anlayışından geçtiğine inanıyoruz. Basın özgürlüğünü, çağdaş ve demokratik bir Türkiye’nin olmazsa olmazı olarak görüyor, gazetecilerimizin görevlerini hiçbir baskı altında kalmadan yapabilmelerini savunuyoruz. Bu duygu ve düşüncelerle; başta kentimizde görev yapan değerli basın mensuplarımız olmak üzere, mesleğini onuruyla ve büyük bir sorumluluk bilinciyle sürdüren tüm gazetecilerimizin 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutluyor, görevi başında hayatını kaybeden basın emekçilerini rahmet ve minnetle anıyorum.

YEREL YÖNETİMLER AFETLERE DİRENÇLİ KENTLER İÇİN ANKARA’DA BULUŞTU
10.01.2026 13:56

YEREL YÖNETİMLER AFETLERE DİRENÇLİ KENTLER İÇİN ANKARA’DA BULUŞTU

MANSUR YAVAŞ “TÜRKİYE’DE EN GÜÇLÜ KURUM BELEDİYELER” Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği’nin “Afetlere Dirençli Kentler ve Toplumlar” paneline katıldı.Afetlerle mücadelede belediyelerin rolüne dikkat çeken Yavaş, 6 Şubat depremlerine işaret ederek, “Türkiye'de şu anda en güçlü kurum büyükşehir belediyeleri ve diğer büyük belediyelerimiz. Tüm belediyeler deprem bölgesine koştu ve gücü yettiği kadar oralarda çalışmalar yaptı. Gerçekten başarılı çalışmalar” dedi. Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği’nin “Afetlere Dirençli Kentler ve Toplumlar” başlıklı paneli, Ankara’da yerel yönetimlerin geniş katılımıyla düzenlendi.Çankaya Belediyesi’nin ev sahipliğinde Zübeyde Hanım Sosyal Tesisi’nde gerçekleştirilen panelde, yerel yönetimlerin afetlere hazırlık, risk azaltma ve kurumlar arası koordinasyon kapasitesinin güçlendirilmesi ele alındı. Panele; akademisyenler, merkezi ve yerel yönetim temsilcileri ile sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri katıldı.  YAVAŞ: “6 ŞUBAT’TA BELEDİYELERİN GÜCÜ NET ŞEKİLDE GÖRÜLDÜKonuşmasında belediyelerin afetlerdeki rolüne dikkat çeken ABB Başkanı Mansur Yavaş, Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği üyesi olmak için Belediye Meclisi’nde karar alacaklarını belirtti. Yavaş, 6 Şubat depremlerinin ardından belediyelerin sahadaki gücünün net şekilde görüldüğünü ifade ederek şunları söyledi:“Türkiye'de şu anda en güçlü kurumlar 30 büyükşehir belediyesi ve diğer büyük belediyelerimiz. Köy hizmetlerinin kapatılmasıyla artık büyükşehir belediyeleri ekipman, ekip, eleman, teknik eleman olarak en güçlü kuruluşlar haline geldi. Bunu da 6 Şubat'ta iyice hissettik. Türkiye'deki tüm belediyeler deprem bölgesine koştu. Kendi gücü yettiği kadarıyla oralarda çalışmalar yaptılar. Gerçekten başarılı çalışmalar yaptılar.”İklim kriziyle birlikte afet risklerinin arttığını belirten Yavaş, kentlerde yaşanan sel ve aşırı yağışlara dikkat çekerek, “Bunlar büyük krizler ve bunları hep birlikte Sağlıklı Kentler olarak yönetmek durumundayız ve ben bunu yapabilecek Türkiye'deki en önemli kuruluşun belediyeler olduğunu düşünüyorum. Hükümetin, bakanlıkların iyi bir iş birliği yapmak suretiyle bir an evvel belediyelerle bu konuda el ele vererek çalışmaları sürdürmeleri lazım” dedi. TUGAY’DAN ORTAK HAREKET ÇAĞRISITürkiye Sağlıklı Kentler Birliği Başkanı ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, afetlere dirençli kentlerin inşasında yerel yönetimlerin ortak hareket etmesinin önemine dikkat çekti. Tugay, dayanıklılığın yalnızca fiziki altyapıyla sınırlı olmadığını, sosyal dayanıklılık ve halk sağlığının da sürecin önemli bir parçası olduğunu ifade etti. Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner de, “Afetlere dirençli kentler ve toplumlar artık teknik bir tartışma konusu olmanın ötesinde, doğrudan doğruya kamusal bir zorunluluk ve etik bir sorumluluk haline gelmiştir” diye konuştu. ABB’DEN AFETLERE HAZIRLIK VURGUSUPanelde konuşan ABB Afet İşleri ve Risk Yönetimi Daire Başkanı Özkan Erel ise, Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin afetlere müdahale kapasitesine değinerek, afetlere hazırlık kapsamında lojistik merkezler kurduklarını, eğitim faaliyetlerini yaygınlaştırdıklarını ve risk azaltma planlarını hayata geçirdiklerini söyledi. Erel, “Başkent olmanın verdiği vizyon ve sorumlulukla hareket ediyoruz. Afetler ve acil durumlar olsun istemeyiz ama olursa da Ankara Büyükşehir Belediyesi olarak hazırız” dedi. Panel kapsamında, kentlerde yürütülen afet hazırlık çalışmaları, yerel yönetimlerin sahadaki deneyimleri ve mahalle ölçeğinde geliştirilen uygulamalar ele alındı. Katılımcılar, afetlere karşı hazırlığın yalnızca kriz anına değil, öncesini ve sonrasını da kapsaması gerektiğine vurgu yaptı. 

alt alan
alt alan

Öne Çıkan Videolar

Yukarı